Tag Archives: Schopenhauer

Aşkın Metafiziği-Arthur Schopenhauer

Schopenhauer

Bütün aşklar, istedikleri kadar uçarı, tensellikten, dünyevilikten uzak, ayakları, yerden kesik görünsünler, sadece cinsel dürtüde temellenirler; evet, hatta bu âşıklık hali, sadece daha yakından belirlenmiş, daha özelleşmiş, hatta sözcüğün en dar anlamıyla cinsel dürtüdür. Bu görüşe sımsıkı sarılıp cinsel sevginin bütün o kademeleriyle ve ayrıntılarıyla, sadece tiyatrolarda ve romanlarda değil, aynı zamanda hayatta da; yani, yaşam sevgisinin yanı sıra, bütün itici güçlerin en güçlüsü ve faali olduğunu ispatlamış olduğu, insanlığın genç kesiminin enerji ve gücüyle birlikte düşüncelerinin yarısını sürekli olarak meşgul ettiği, hemen her insan çabasının nihai amacı olduğu, en önemli meselelerde belirleyici etkiler yaptığı, en ciddi meşguliyetleri ve işleri her saat aksattığı, ara sıra en büyük kafaları bile bir süre için karıştırdığı, devlet adamlarının görüşmelerinin ve bilginlerin araştırmalarının arasına, bunları bozucu şekilde, ıvır zıvırını sokmayı, aşk mektuplarını ve saç buklelerini ta bakanlık evrakının ve felsefi el yazmalarının arasına yerleştirmeyi arsızca becerdiği, aynı şekilde her gün en karmaşık ve en feci kavga dövüşleri körüklediği, en değerli ilişkileri bozduğu, en sağlam bağları koparttığı, kimileyin hayatı ya da sağlığı kimileyin de zenginliği, statü ve rütbeyi ve de mutluluğu kendine kurban seçtiği, hatta aslında merhametli ve dürüst olanları vicdansızlara o zamana kadar sadık olanları birer haine dönüştürdüğü; kısacası, bir bütün olarak, her şeyi tersine çevirmeye, karmakarışık etmeye ve yıkmaya çalışan kötü niyetli, düşmanca bir iblis olarak ortaya çıktığı bu gerçek dünyada da oynadığı önemli rolü incelersek, insan şöyle haykırmadan edemez: Bunca gürültü patırtı niye? Niye (bunca) itiş kakış, tepinme, korku, endişe ve dert? Sonuçta amaç, sadece her bir Mecnun’un kendi Leyla’sını bulması değil midir? Böyle önemsiz bir ayrıntı niçin böylesine önemli bir rol oynasın ve iyi düzenlenmiş insan hayatının içine bitimsiz aksaklık ve kargaşa getirsin? (sf:20)

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Schopenhauer:Yaşamı ve Felsefesi

Resim

Schopenhauer, Arthur (1788-1860)
Hegel’in “iyimserci usçuluk” anlayışına karşı temellendirdiği “kötümserci istenç felsefesi”yle, Tolstoy ile Conrad’dan Thomas Hardy’e, Proust ile Wagner’den Thomas Mann’a, Nietzsche ile Freud’dan Wittgenstein’a dek kendisinden sonraki pek çok yazar, sanatçı ve filozof üstünde derin etkiler bırakmış “Kant sonrası” Alman filozofu.

İngiliz dostu olmasıyla tanınan varlıklı ve açık görüşlü bir ailenin oğlu olarak Danzig’de dünyaya gelen Schopenhauer, çocukluğu boyunca ailevi nedenlerle sürekli yolculuk etmek durumunda kalmıştır. Nitekim eğitiminin değişik aşamalarını Almanya dışında, en çok da İngiltere ile Fransa’da sürdürmüş olması, klasik diller ile çoğu modem Avrupa dilini iyi derecede konuşabilmesinin başlıca nedenidir. Kendisinden sonra yerine geçmeye ısınsın diye, henüz çocuk denebilecek bir yaşta babasının dayatmalarıyla iş yaşamına girmiş olmakla birlikte, babasının ölümünden sonra kendi isteği doğrultusunda tıp eğitimi almak üzere 1809 yılında Göttingen Üniversitesi’ne kayıt yaptırmış; babasından kalan hatırı sayılır mirasla yaşamının sonuna dek en ufak bir maddi güçlük çekmeden yaşamıştır.

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir: