Tag Archives: aristoteles

Aristoteles’te katharsis kavramı

‘Katharsis’ kavramının Türkçe’ye ‘arınma’ olarak çevrilmesi ve terimleşmesi aslına uygundur ve Grekçe’sinde olduğu gibi temizleme/temizlenme, paklaşma, saflaşma anlamlarını içermektedir. Günlük dilde bir iyileşme deyimi olarak tıbbi içerikle stresten arınma, vücudun toksinlerden arınması gibi anlamlarla da karşılaşıyoruz. Zihinsel ya da ruhsal arınma söz konusu olunca, haz veren her uğraş arınmaya yol açabilir. Terimin ilk kullanılışlarında, örneğin müzik, hem Platon’un hem Aristoteles’in önerdiği bir arınma yöntemidir. Sanat felsefesinin terimi olarak anlamı daraltırsak, ilk kullananın Aristoteles olduğunu söyleyebiliriz. Poetika 8. kitapta müziğin eğitim ve katharktik amaçlar için kullanılabileceğini söyler. Dinsel ayin de müziksel olduğundan, bir arınma biçimidir. Peters’in Antik Yunan Terimleri Sözlüğü’nde İamblikhos’un, kavramı felsefeye mal etmesi şöyle belirtiliyor: “müzik (mousike) aracılığıyla etki altına alınan ruhun bir arınışı, yani ruhu ahenkli hale getirmek suretiyle arındırma; aslında bu arınma felsefedir”. Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Aristoteles (MÖ 384-322)

Aristo

Babası Büyük İskenderin dedesinin doktoru olan Aristo, Platon’un Akademia’sında eğitim gördü. Yirmi sene burada kalan Aristo Platon’un ölümünden sonra Büyük İskender’e hocalık yapmakla görevlendirildi. Büyük İskender’in himayesinde felsefe ve bilimler ile rahatça uğraşma imkanı buldu.Akademia’nın karşısına Lykeion bahçelerinde kendi okulunu kurdu. Bahçede dolaşarak öğrencilerine ders vermesi ile ünlüydü.

Antikçağ Yunan düşüncesinin bilmediği yepyeni bilimler kurdu: Mantık, gramer, jeoloji, botanik, anatomi, psikoloji, retorik, politika, mantık üzerinde çalıştı. Büyük İskenderin ölümünden sonra himayesiz kalan Aristo eski yunanda rastlanan klasik bir suçlama olan “dinsizlik” suçlaması ile karşılaştı ve Atina’dan kaçmak zorunda kaldı.Bir yıl sonra da öldü.

Aristo, epistemoloji konusunda Herakitos ve sofistlerden kaynaklanan kafa karışıklığını gidermekle işe başladı. Heraklitos her şeyin bir değişim, oluş ve akış içinde olduğunu söylemişti. Sofistler ise bilginin de doğa gibi değiştiğini, mutlak bir bilgiye ulaşılamayacağını ileri sürmüşlerdi.  Aristo ise dünyayı bir gerçek olarak kabul etti önce. Sonra bilginin olanaklı olduğunu, kesin bilgiye ulaşılabileceğini ileri sürdü. Zira eski uygarlıklardan beri matematik ve geometri konularında bir çok buluş yapılmış,gelişme kaydedilmişti.

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir: