Tag Archives: yıldızın doğumu

Yıldızların doğumu, gelişim ve ölüm süreçleri

Bu yazıda yıldızların yaşam öykülerine ve bu öykünün dünyamızdaki yaşamı nasıl etkilediğine bakacağız. Yıldızın yaşam döngüsü üzerine yorumlar Baade’nin 1944 yılında yazdığı makaleye dayandırılarak geliştirildi. Yıldızlarda gelişen bu spesifik olaylar sadece spiral galaksiler için geçerlidir. Oval galaksilerde manyetik alan özelliği görülmediği için hidrojen atomlarının belirli bölgelerde yoğunlaşması gerçekleşmemektedir. Dolayısı ile yıldız oluşumları için gerekli madde sağlanamaz. Bu tip galaksilerde sadece hidrojenden oluşmuş, ilk , eski yıldızlar vardır. Spektroskopik olarak yapılan analizlerin hiç birisinde bu yıldızlarda ağır element görüldüğüne dair bir bulguya rastlanmamıştır. Yani tüm galakside hidrojen ve helyumdan başka kayda değer Dolayısı ile toprağı, suyu, havayı oluşturacak herhangi bir elementin oluşması ya da bir gezegene yığılması söz konusu değildir.

Bitkilerin üzerinde yaşadığı toprağı,hayvanların ve bitkilerin yapıldığı molekülleri, soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu vs.yi oluşturan atomların hepsi, bu dünyada yapılmamış, hidrojenin uzun yıllar önce ve uzun yıllar boyunca yıldızlar kuşağı dediğimiz bir seri fırınlar dizisi ile pişirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Bu fırınların (yani yıldızların) çekirdeklerinin patlaması ile etrafa saçılan küller, güneş sistemini oluştururken büyük ölçüde dünyanın oluşumuna katılmış ve  canlıların temel moleküllerini oluşturmuştur. Canlı yaşamın gelişebilmesi için önemli bir diğer husus da dünya gibi bir gezegenin yıldızının (güneş) kütlesinin bir kritik eşiğin altında bulunması zorunluluğudur.

Güneşin kütlesinin 1.44 den daha büyük yıldızlar birkaç milyon yıl içinde hızla yanıp kül olarak süpernova patlaması ile mahvolurlar.Bu ise çevrelerindeki bir gezegende canlı yaşamın gelişmesine imkan vermez. Yani hiçbir canlı yıldızının bir süpernovaya dönüştüğünü göremez.
——————-
Bir yıldızın doğumu

Yaklaşık 7 ya da 8 milyar yıl önce, bu günkü güneş sisteminin kapladığı alanın belki yüzlerce misli büyüklükteki bir hacimde, hidrojen atomundan oluşmuş bir gaz moleküllerin birbirini çekmesi ile öykü başladı. Çok uzun zaman alan bu yığılma ve büzülme zaman içinde hızlanmaya, gaz kütlesinin merkezinde bir çekirdek oluşturmaya ve dolayısı ile bu merkezi kısımda çekim kuvvetini büyük ölçüde artırmaya başladı. Moleküllerin hepsinin birbirine değmesi olanaksız olduğundan, moleküllerin bir kısmı bu çekirdek kısmını sıyırırcasına geçmiş ve bu açısal momentumun korunmasınısağlayabilmesi için büzülme ekseninin etrafında yavaş yavaş dönme hareketi başlamıştır.

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir: