Tag Archives: solipsizm

Jean Paul Sartre- Felsefesinin ana hatları

Jean Paul Sartre

a.Eylem Felsefesi

Sartre , Heidegger’in “Dasein”inden ve “insanı meşgul eden, varlığın anlamını unutturan küçük ve önemsiz şeylerin” hücumundan etkilenmiş olmalı. Dasein dünya içinde olan insandı. Onun içinde olan , onunla birlikte iç içe geçmiş olan insan. Varoluşçu felsefenin diğer felsefe akımlarından farklı olarak gerçekleri açıklamak, varlığın üzerini örten sır perdesini kaldırmaya çalışmak yerine bireye, bireyin hayatın içindeki eylemine yöneldiğini biliyoruz.

Sartre’nin felsefesi bir “eylem felsefesi”dir. Düşünmek yerine “eylemek” ve “seçmek” yoluyla bilincimiz oluşur. “Trans haline geçildiğinde kavuşulan” düşünceler değildir yol gösteren. Caddede ya da otobüste , mahallede, bir şeylerin tam ortasında beliren kavrayışlardır.
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Sartre:”Cehennem Başkalarıdır!”

Sartre

Sartre “Ben neysem varlığın olmadığı hiçliğim” diye düşünür. “Diğer insanların varlığı benim olanaklarımın ortadan kalkmasıdır. “Sartre, insanın kendisinde olmayan şeyi istediğini,eylemlerinin ve arzularının “varlığa doğru akan nehirler” gibi aktığını anlatır.” Dünyaya sahip olmak için ve dünya olmak için arzularım. Bir şeylere sahip olduğumda hiçliğim varlık olur. Hemen hemen aynı durum bir şeyi tahrip ettiğimde de gerçekleşir. Onu ayırır ve bana nüfuz etmezliğini tahrip ederim. Özgürlüğüm tanrı olmak için seçer, bu seçim açıktır ve tüm eylemlerimi yansıtır.”

Sartre, “gerçek olan tek şey benim bilincimin varlığıdır, geri kalan her şey ise onda oluşan bir yansımadan ibarettir” diye yorumlanabilecek düşünceleri itibarıyla solipsistik görünür ama katı solipsizmden de bir ayrıntı ile kaçınır. Bilinç varlığını göstermek için “diğerlerine” ihtiyaç duyar.  Diğerleri ise onun bilinç alanına girerek bilincinin düşünce nesnesi olur.  Diğerleriyle olan ilişki bu bakımdan düşünüldüğünde “mazoşistik” bir ilişkidir. Zira bilinç böylece varlığını ispat etse de “diğerinin” düşüncesiyle kısıtlanır. Sartre bu görüşü “No Exit” oyununda geçen bir cümlede vermiştir:”Cehennem başkalarıdır..”

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir:

George Berkeley (1685-1753)

Berkeley

Berkeley (börkli okunur) ,Locke’nin dış dünyanın gerçekliğini duyumlarımız yolu ile elde ettiğimize dair ampirik görüşünü kabul ederek başladı. Ancak daha sonra Locke’nin görüşlerinin duyumlarımız dışında kalan alana dair hiçbir bilgi vermediğini ileri sürdü.Bu durumda nesnel gerçeklikten,duyularımız dışında kalan bir dünyanın varlığından söz edilebilir miydi?

Berkeley’e göre nesnel dünyanın varlığından söz edemiyorsak idealarımızın ardındaki tözü bilemeyiz.Zira biz ancak algıladığımız zaman dış dünyadaki nesne vardır.Soyut bir dünyadan bahsedilemez.

Bu noktada solipsitik (tek benci) bir görüşe doğru yol alıyor gibi görünür Berkeley.Maddi töz kavramını reddediyor.Ancak töz kavramını reddettikten sonra duruyor ve tanrının varlığı meselesine geçiyor..

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir: