Tag Archives: simgesel düzen

Gerçeğin varoluşumuza travmatik dokunuşu ve onu sembolleştirme çabası olarak dinsel pratikler

Zizek’in negatif ontolojik yaklaşımını beğenirim. Zizek’e göre boşluk kaos değil kusursuz bir denge haliydi Ne zaman ki madde oluştu (varlık) boşluğun içinde düzensizlik hasıl oldu. Zizek’in negatif ontolojik yaklaşımını beğenirim. Zizek’e göre boşluk kaos değil kusursuz bir denge haliydi. Ne zaman ki madde oluştu (varlık) boşluğun içinde düzensizlik hasıl oldu. Parçacık fiziğinde son gelinen nokta itibarı ile büyük patlamanın başlangıç anında saniyenin kesri kadar kısa süre içinde madde ve antimadde oluştuğu ifade ediliyor. Madde ve antimadde birbirini yok etti. Çok az madde artığı geriye kaldı ve evreni oluşturan şey de budur. Yani var olan düzeni bozan bir artıktır. Yani hepimiz bir kusurun-fazlalığın ürünleriyiz.

Gerçek ile yüzleşme anı travmatik bir andır. Boşluğun, hiçliğin içinden gelen bir varlık fenomenal dünyamıza katılır ve bu anın travmasını yaşarız. Sonra onu sembolik düzene tercüme etmeye çalışırız. Dahil edince ise kaygımız yatışmış olur. “Ölüme, hiçliğe, varlığın fenomenal dünyamıza kendini absürd dayatma tarzına” yani GERÇEK’in darbesi ile yüzleşmemize; bunları sembolik düzleme kaydetme girişimi ile cevap veririz. Tanrı fikri bu girişimin sonucudur. Böylece ölüm, hiçlik, yokluk gibi travmatik GERÇEK saldırılarına karşı korunaklı bir alan inşa etmiş oluruz. Artık GERÇEĞİN VURUŞU İLE baş edebileceğimiz enstrümanlar vardır elimizde: dualar, ritüeller, inancın gerektirdiği davranış biçimleri, ahlak kuralları ve eskataloji.

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Lacan’a göre histeri ve tedavisi: Fantaziyi kat etmek

Histeri

Lacan, histerik karakteri, kendisini “Büyük ötekinin” arzusunun nesnesi olarak konumlayan şahsiyet olarak betimler. Histerik özne gösterenden yoksundur ve arzusu, Büyük öteki tarafından arzulanmak arzusudur. Büyük öteki, gerçekte olmayan ancak fantezi düzeyinde arzunun mekanı olarak kurulan , içinde hiçbir eksik barındırmayan simgesel sistemin tüm belirleyicilerinin toplamıdır. Öznenin kuruluşunda büyük öteki ile karşılaşması zorunludur. Ancak bu sayede simgesel düzene dahil olabilir. Büyük öteki simgesel sisteme ait belirleyicilerin toplamıdır belki ama merkezindeki boşluk düzenin bütünlüğünü temsil eden, “yasa, babanın adı (otorite), devlet, tanrı ve psikanalizde analist” tarafından doldurulur. Büyük öteki, kişinin kendisine bakarak olmak istediği biçimiyle kendisini gördüğü yerdir. İşte histerik büyük ötekide gördüğü bu manzaraya öylesine kapılmıştır ki, kendi arzusuna yabancılaşmıştır. O yüzden sembolik gerçek alanında kapladığı boşluğu aşırı/gereksiz  söz ve hareketler ile doldurur. Kendisini mutlu hissetmekten uzaktır ve yaptığı şeyler kendisini  beklediği hedeflere ulaştırmaz.   Lacan, psikanalitik süreç esnasında hastanın büyük ötekinin yalnızca fantezi düzeyinde kurulmuş olduğunu,  gerçek manada böyle bir oluşumun var olmadığını idrak ettiğini söyler. Psikanaliz ile kurulmuş olan tüm bu “fantezi katedilerek“ Büyük ötekinin gerçek anlamda var olmadığına kani olunur.

Bunlarda ilginizi çekebilir: