Tag Archives: platon

Varoluşçuluk idealist bir felsefe değildir.

    Varoluşçuluğun klasik felsefi akımlar arasında ontolojik ve epistemolojik olarak hangi düzlemde durduğunu ifade etmeden  önce  bir kaç felsefe akımının tanımı ile tartışacağımız kavramlara açıklık getirelim.

  • Realizm: Realizmin ana düşüncesini, nesnelerinin varoluşları ve neye benzediklerinin, bizden ve bizlerin onlara ulaşmasından bağımsız olduğu meydana getirir. Örneğin güneş sisteminde kaç tane gezegenin olduğu, bizim orada kaç tane olacağını düşünmemize, olmasını istememize veya araştırmamıza bağlı olarak değişmez.
  • İdealizm: Felsefede, en geniş anlamıyla, tinsel güçlerin evrendeki tüm süreçleri ya da olup bitenleri belirlediğini savunan tüm Felsefe öğretilerini içerecek biçimde kullanılan “idealizm” terimi, varolan her şeyi “düşünce”ye bağlayıp ondan türeten; düşünce dışında nesnel bir gerçekliğin varolmadığını, başka bir deyişle düşünceden bağımsız bir varlığın ya da maddî gerçekliğin bulunmadığını dile getiren felsefe akımını niteler.Varlığın ne’liğini ,özünü (essence) konu ettiğinden ontolojik bir bakış açısına sahiptir. Continue reading
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Gerçek, gerçeklik, hakikat nedir?

Plato'nun mağara allegorisi

Gerçek, gerçeklik, hakikat nedir gibi sorular ve izahlar felsefenin “ontoloji” yani varlık bilim alanına aittir. Gerçeğin bilgisine nasıl ulaşabiliriz gibi bir soru ise bizi felsefenin başka bir alanına “bilgi felsefesi” yani “epistemoloji” alanına sevkeder.

Platon’un ünlü “mağara” örneğini bilirsiniz.Antik Yunan düşünürlerinden Platon, günümüzden yaklaşık 2400 sene önce ortaya koyduğu idealar kuramı ile ,duyularımızın bize tanıttığı dünya ile görünüşün ardında yatan, onu var eden özün (hakikatin) farklı şeyler olduğunu ileri sürmüştü.

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Aristoteles (MÖ 384-322)

Aristo

Babası Büyük İskenderin dedesinin doktoru olan Aristo, Platon’un Akademia’sında eğitim gördü. Yirmi sene burada kalan Aristo Platon’un ölümünden sonra Büyük İskender’e hocalık yapmakla görevlendirildi. Büyük İskender’in himayesinde felsefe ve bilimler ile rahatça uğraşma imkanı buldu.Akademia’nın karşısına Lykeion bahçelerinde kendi okulunu kurdu. Bahçede dolaşarak öğrencilerine ders vermesi ile ünlüydü.

Antikçağ Yunan düşüncesinin bilmediği yepyeni bilimler kurdu: Mantık, gramer, jeoloji, botanik, anatomi, psikoloji, retorik, politika, mantık üzerinde çalıştı. Büyük İskenderin ölümünden sonra himayesiz kalan Aristo eski yunanda rastlanan klasik bir suçlama olan “dinsizlik” suçlaması ile karşılaştı ve Atina’dan kaçmak zorunda kaldı.Bir yıl sonra da öldü.

Aristo, epistemoloji konusunda Herakitos ve sofistlerden kaynaklanan kafa karışıklığını gidermekle işe başladı. Heraklitos her şeyin bir değişim, oluş ve akış içinde olduğunu söylemişti. Sofistler ise bilginin de doğa gibi değiştiğini, mutlak bir bilgiye ulaşılamayacağını ileri sürmüşlerdi.  Aristo ise dünyayı bir gerçek olarak kabul etti önce. Sonra bilginin olanaklı olduğunu, kesin bilgiye ulaşılabileceğini ileri sürdü. Zira eski uygarlıklardan beri matematik ve geometri konularında bir çok buluş yapılmış,gelişme kaydedilmişti.

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Devlet-Platon

I. KİTAP

Aristotales’ in oğlu Glaukon ile Pire’ ye inen Sokrates burada Polemarkhos ve Glaukon’ un kardeşi Adeimantos ile karşılaşır. Onu kalması için ikna ederler ve Polemarkhos’ un evine giderler. Orada Polemarkhos’ un kardeşi Lysias Euthydemos Kalkhedonlu Thrasymakhos Paianialı Kharmantides Aristonymos’ un oğlu Kleitophon ve Polemarkhos’ un babası Kephalos da vardır.

Sokrates ilk olarak Kephalos ile yaşlılık ve para üzerine konuşmaya başlar. Ölçülü ve uysal insan için yaşlılığın dert olmayacağını ve akıllı bir insan için paranın yalnızca belli şeyleri karşılamak için iyi olduğunu söyler Kephalos. Burada adalet kavramı araya girer ve bu konuya Polemarkhos ile konuşarak devam edilir.

İlk olarak adaletin ödünç alınan şeyi iade etmek olduğunu söyler Polemarkhos. Bunun üzerine Sokrates arkadaşımız bir çılgınsa ve ondan daha önce bir silah almışsak bu silahı iade etmemizin ne kadar adil olabileceğini sorar. Bu diyaloğun ardından adaletin tanımı “dostlara iyilik düşmanlara kötülük yapmak” yani bir nevi insanlara hak ettiklerini vermek olduğu şeklinde değişir. Sokrates buradan itibaren sık sık hekim aşçı ve kaptan örneklerine başvurur. Adil insanın barışta nasıl faydalı olunabileceği sorulduğunda cevap olarak ise adil insanın parasal işlerimizde paramızı emanet edebileceğimiz bir kişi olduğu söylenir. Sokrates bu tanımı yetersiz bulur çünkü adalet sadece kullanılmayan şeylerde faydalıysa pek de yararlı olmayacaktır. Ve şaşırtıcı bir düşünce çıkar burada o da bir işi iyi bilen kimsenin onu nasıl kötüye kullanacağını da iyi bilmesidir. Yani parayı saklayabilen bir kişi onu çalabilir de ! “Adil insan düşmanına kötülük eder” düşüncesinden ise bir insana kötülük edildiğinde onun daha iyi olamayacağı sonucuna varırlar. Ve ne dostuna ne de düşmanına kötülük etmenin adaletle örtüşmeyeceği söylenir.

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Platon diyaloglar:Kendini bilmek

Resim
Sokrates

“Kendini bilmek, ruhunu bilmektir … “
* M. E. B. Yayınları’nın “Eflatun – Alkibiades i”i ( 1962, çev. ırfan Şahinbaş) ile Oxford Üniversitesi (1892, çev. B. Jowett) yayını “Diagolques of Platon”un içindeki (s. 463-509) diyalogla karşılaştırılarak hazırlanan bir derlemedir.
Bir insan kendisiyle ne zaman ilgilenmiş olur?

Sokrates: Kendimizle ilgilenmek ne demektir, söyle bana. Çünkü genellikle kendimizle ilgileniyoruz sanıyoruz, ama aslında ilgilenmediğimizi fark edemiyoruz. Bir insan kendisiyle ne zaman ilgilenmiş olur? Kendisine ait şeylerle ilgilenirse, kendisiyle ilgilenmiş olur mu?
Alkibiades: Bence ilgilenmiş olur, Sokrates …

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir: