Tag Archives: materyalizm

Varoluşçuluk idealist bir felsefe değildir.

    Varoluşçuluğun klasik felsefi akımlar arasında ontolojik ve epistemolojik olarak hangi düzlemde durduğunu ifade etmeden  önce  bir kaç felsefe akımının tanımı ile tartışacağımız kavramlara açıklık getirelim.

  • Realizm: Realizmin ana düşüncesini, nesnelerinin varoluşları ve neye benzediklerinin, bizden ve bizlerin onlara ulaşmasından bağımsız olduğu meydana getirir. Örneğin güneş sisteminde kaç tane gezegenin olduğu, bizim orada kaç tane olacağını düşünmemize, olmasını istememize veya araştırmamıza bağlı olarak değişmez.
  • İdealizm: Felsefede, en geniş anlamıyla, tinsel güçlerin evrendeki tüm süreçleri ya da olup bitenleri belirlediğini savunan tüm Felsefe öğretilerini içerecek biçimde kullanılan “idealizm” terimi, varolan her şeyi “düşünce”ye bağlayıp ondan türeten; düşünce dışında nesnel bir gerçekliğin varolmadığını, başka bir deyişle düşünceden bağımsız bir varlığın ya da maddî gerçekliğin bulunmadığını dile getiren felsefe akımını niteler.Varlığın ne’liğini ,özünü (essence) konu ettiğinden ontolojik bir bakış açısına sahiptir. Continue reading
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Ludwig Feuerbach felsefesi

Feurbach

Klasik Alman felsefesinin son temsilcisi sayılan Feuerbach ,Heidelberg üniversitesini bitirerek teolog oldu.Hegel’den etkilenerek Berlin üniversitesinde Hegel’in derslerine devam etti.Ancak önceleri Hegel taraftarı iken sonradan düşüncesini değiştirmiş ve Hegel’i eleştirmiştir. Feuerbach (Marx ve Engels ile birlikte) Hegel’in ölümünden sonra ayrılan iki Hegel taraftarı gruptan birisine “Genç Hegelcilere” dahil edilir.

1839′da “Hrıstiyanlık Özü”nü yayınladı. O sıralarda ki Hegel tartışmaları Hegel’i idealizm ve mateyalizm alanına yakın bulan görüşler arasında bir çekişme şeklinde sürüyordu. Genç Hegelciler daha tutucu olan Hegel yandaşlarına göre Hegel’in materyalist bir yorumunu yapıyorlardı. Feuerbach dinin doğasının antropolojiye dayandığını ileri sürer.

Feuerbach “Gelecek Felsefesinin İlkeleri” eserinde de “her şeyin temelinin doğa olduğunu,doğanın dışında hiçbir şey olmadığını ileri sürdü. Her şey gibi, düşüncenin de, doğadan,doğanın bir ürünü olan beyinden kaynaklandığını düşünmekteydi…

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Gerçekçilik akımı

Realizm

Gerçekçilik [İng. realism; Fr. rialisme; Alın. realismus; es. t. hakikiyye]

Gerçekçilik diye bilinegelen felsefe anlayışı, ilk başlarda, biraz da karmaşık bir biçimde, ya Platon’un savunduğu gibi tikelleri aşan gerçek varlıklar olduğunu ya da tam tersine Aristoteles’in savunduğu gibi tikellerin bağımsız gerçek varlıklar olduğunu öne süren çok genel felsefe konumunu nitelemek için kullanılmıştır.
————–
Platon ideaların duyulur şeylerden her bakımdan daha “gerçek” olmalarını gerekçe göstererek onların düşünülebilecek tek “gerçeklik” olduğu saptamasında bulunmuştur. Bununla birlikte Platon’un idealar öğretisiyle ortaya koyduğu temel görüş genellikle gerçekçilik diye nitendirilse de aslında tam karşıt konumda bulunan bir görüşe, idealizme karşılık gelmektedir. Öyle ki gerçekçilik anlayışı tanım gereği gerçekliğin bilgisinin zihinden bağımsız olduğu savı üstüne temellendiğinden, özne ile nesne ikiliği bağlamında hep özneye öncelik tanıyan idealizmin tersine bütün önceliği nesneye vermektedir.
—–
Gerçekçilik, idealizme karşıt bir biçimde zihnin hiçbir a priori bilgisi olmadığım, doğuştan getirdiği hiçbir bilgi bulunmadığım, zihindeki bütün bilginin duyular yoluyla dış dünyadan geldiğini ileri sürmektedir. Bu bağlamda, gerçekçiliğin asıl çerçevesi, hocası Platon’un idealar kuramına kesin bir biçimde karşı çıkan Aristoteles tarafından çizilmiştir denilebilir. Bilginin tek kaynağının duyu verileri olduğunu, ancak duyu verileri doğrultusunda gerçekliğe açılabileceğimizi savunan Aristoteles, Platon ‘un formlar dünyasına yönelik “idealar gerçekçiliği”ni yeryüzüne indirerek gerçekçiliği ait olduğu anlama geri taşımıştır.
——
Bunlarda ilginizi çekebilir: