Tag Archives: komünizm

Althusser’in çilesi ve felsefesi

Althusser’in çilesi ve felsefesi-I

Yazan: Taner Timur

1960’ların ikinci yarısında başlayan ve 16 Kasım 1980’e kadar süren dönemde Fransa’da Marksizm tartışmaları büyük ölçüde Althusser tartışmaları haline gelmişti. Bu dönemin bitiş noktası için kesin bir tarih vermemin bir nedeni var: 16 Kasım 1980’de ünlü Fransız filozofu karısını öldürmüş ve düşünce tarihinde benzeri pek bulunmayan bir dramın kahramanı haline gelmişti. Ve o zamana kadar entelektüel çevrelerde dillerden düşmeyen bir isim birdenbire “tabu” olmuş, belleklerden silinmişti.

Althusser’in ruhsal sorunları olduğu yakın çevresi dışında da bilinmeyen bir şey değildi. Ünlü düşünürün zaman zaman psikiyatri kliniklerini ziyaret ettiği yaygın bir söylenti konusuydu. İşlediği cinayet de bir cinnet anının eseri olmuş ve filozof hapishaneye değil, akıl hastanesine sevk edilmişti. Onu sevenler üzüldüler; çılgın jesti anlamaya çalıştılar ve Foucault’nun Ortaçağ delileri için kullandığı bir deyimle “kaybolmuş” filozofun sessizce yasını tuttular. Merhametin ölenden çok öldüren üzerinde toplanmasından rahatsız olanlar ise hüzünle Althusser’in karısını, Helen’i andılar. Ve bir süre sonra, görünüşe göre, olanlar unutuldu, her şey yeniden düzene girdi. Zaten 1980’lerde başlayan “küreselleşme” dalgası ve Sovyet sisteminin çökmesi de Marksizm tartışmalarını ikinci plana atacaktı. Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Kaba Komünizm ve Marx

Karl Marx

Kaba komünizm önceden tasarlanmış bir asgariden başlayarak, toplumu bu ortak asgari düzeye indirgeme isteğinin son noktaya varmasından başka bir şey değildir. Yoksul ve bir şey istemeyen insanın doğal olmayan basitliğine geri dönülmektedir. Oysaki bu insan, özel mülkiyetin ötesine geçmek bir yana, özel mülkiyete varmayı bile başaramamıştır. Topluluk sadece bir emek topluluğudur ve topluluk sermayesinden herkese eşit ücret verilmektedir. Topluluk evrensel kapitalisttir,ilişkinin her iki yanı da hayali bir evrenselliğe yükseltilmiştir. Kaba komünizm özel mülkiyetin yüzeye çıkışının bir şeklidir sadece.Kavramı anlamış ancak özü kavrayamamıştır.

1844 el yazmaları, Marx

Eşit hak , burjuva hukukundan başka bir şey değildir. Oysa eşdeğerler arasındaki değişim ancak ortalama olarak mevcuttur ve bireysel durumlarda söz konusu değildir. Ama bu ilerlemeye karşın,  eşit hak hala burjuva sınırlar içinde kalmaktadır. Buradaki eşitlik emeğin ortak ölçü birimi olarak kalmasından ibarettir. Ama, bir birey fizik ya da moral bakımdan bir başkasından üstün olabilir, aynı zaman içinde daha fazla emek sarfetmiş olabilir ya da daha uzun çalışabilir.Bu eşit hak eşit olmayan emek için eşit olmayan hakdır.Niteliği gereği,hak,ancak aynı ölçü birimi kullanıldığında söz konusu olabilir. Ama eşit olmayan bireyler (eşit olsalardı birey olmazlardı) ancak aynı açıdan değerlendirildikelrinde,ortak bir birimle ölçülebilirler. Öte yandan bir işçi evlidir, teki değildir, birinin ötekinden daha çok çocuğu vardır vb vb. Bütün bu sakıncalardan uzak durmak için hak eşit olmamalıydı.

“Gotha programının eleştirisi” Marx

Bunlarda ilginizi çekebilir: