Tag Archives: idealizm

Varoluşçuluk idealist bir felsefe değildir.

    Varoluşçuluğun klasik felsefi akımlar arasında ontolojik ve epistemolojik olarak hangi düzlemde durduğunu ifade etmeden  önce  bir kaç felsefe akımının tanımı ile tartışacağımız kavramlara açıklık getirelim.

  • Realizm: Realizmin ana düşüncesini, nesnelerinin varoluşları ve neye benzediklerinin, bizden ve bizlerin onlara ulaşmasından bağımsız olduğu meydana getirir. Örneğin güneş sisteminde kaç tane gezegenin olduğu, bizim orada kaç tane olacağını düşünmemize, olmasını istememize veya araştırmamıza bağlı olarak değişmez.
  • İdealizm: Felsefede, en geniş anlamıyla, tinsel güçlerin evrendeki tüm süreçleri ya da olup bitenleri belirlediğini savunan tüm Felsefe öğretilerini içerecek biçimde kullanılan “idealizm” terimi, varolan her şeyi “düşünce”ye bağlayıp ondan türeten; düşünce dışında nesnel bir gerçekliğin varolmadığını, başka bir deyişle düşünceden bağımsız bir varlığın ya da maddî gerçekliğin bulunmadığını dile getiren felsefe akımını niteler.Varlığın ne’liğini ,özünü (essence) konu ettiğinden ontolojik bir bakış açısına sahiptir. Continue reading
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Bilinçlilik nedir?

Bilinçlilik denilen deneyimin ne olduğu gibi zorlu bir soruya bilinçliliğin ne olmadığını söyleyerek yanıt aramak daha kolay olacaktır.Bir kişi derin bir şekilde uyuduğu veya komada bulunduğu zaman bilinçli değildir.Hafif uykuda iken bilinci kapalı gibi görünse de bir annenin bebeğinin hafifçe mızıldanmasını duyup uyanması örneğinde olduğu gibi tamamen bilinçsiz değildir.Uyanıkken gözlerini kapadığı veya kulaklarına kulaklık taktığı zaman görsel ve iştisel bağlamda bilinçliliğini kaybeder.Diş hekimi anestezi ile ağzın bir bölümünü uyuşturduğunda kısmen duyumsal bilincini kaybecedektir.

Alzheimer hastalığı gibi beynin fonksiyonlarının yavaş yavaş yitirildiği bir hastalıkta bilinçlilikde giderek azalır. Çevrelerindeki her şeyden yavaş yavaş kopar ve kendi kimliklerinin bile farkında olamayacakları bilinçlilik düzeylerine gerilerler..

Bilinçliliğin ne olduğuna doğrudan yaklaşmak bir hayli zor.Zira sadece onu yaşayan kişinin deneyimleyebildiği öznel bir deneyimdir.Dil ile ifade edilmesi çok zordur.Bu hal bilinçliliğin fenomenolojik boyutuna işaret etmektedir.

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Gerçek, gerçeklik, hakikat nedir?

Plato'nun mağara allegorisi

Gerçek, gerçeklik, hakikat nedir gibi sorular ve izahlar felsefenin “ontoloji” yani varlık bilim alanına aittir. Gerçeğin bilgisine nasıl ulaşabiliriz gibi bir soru ise bizi felsefenin başka bir alanına “bilgi felsefesi” yani “epistemoloji” alanına sevkeder.

Platon’un ünlü “mağara” örneğini bilirsiniz.Antik Yunan düşünürlerinden Platon, günümüzden yaklaşık 2400 sene önce ortaya koyduğu idealar kuramı ile ,duyularımızın bize tanıttığı dünya ile görünüşün ardında yatan, onu var eden özün (hakikatin) farklı şeyler olduğunu ileri sürmüştü.

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir:

George Berkeley (1685-1753)

Berkeley

Berkeley (börkli okunur) ,Locke’nin dış dünyanın gerçekliğini duyumlarımız yolu ile elde ettiğimize dair ampirik görüşünü kabul ederek başladı. Ancak daha sonra Locke’nin görüşlerinin duyumlarımız dışında kalan alana dair hiçbir bilgi vermediğini ileri sürdü.Bu durumda nesnel gerçeklikten,duyularımız dışında kalan bir dünyanın varlığından söz edilebilir miydi?

Berkeley’e göre nesnel dünyanın varlığından söz edemiyorsak idealarımızın ardındaki tözü bilemeyiz.Zira biz ancak algıladığımız zaman dış dünyadaki nesne vardır.Soyut bir dünyadan bahsedilemez.

Bu noktada solipsitik (tek benci) bir görüşe doğru yol alıyor gibi görünür Berkeley.Maddi töz kavramını reddediyor.Ancak töz kavramını reddettikten sonra duruyor ve tanrının varlığı meselesine geçiyor..

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Gerçekçilik akımı

Realizm

Gerçekçilik [İng. realism; Fr. rialisme; Alın. realismus; es. t. hakikiyye]

Gerçekçilik diye bilinegelen felsefe anlayışı, ilk başlarda, biraz da karmaşık bir biçimde, ya Platon’un savunduğu gibi tikelleri aşan gerçek varlıklar olduğunu ya da tam tersine Aristoteles’in savunduğu gibi tikellerin bağımsız gerçek varlıklar olduğunu öne süren çok genel felsefe konumunu nitelemek için kullanılmıştır.
————–
Platon ideaların duyulur şeylerden her bakımdan daha “gerçek” olmalarını gerekçe göstererek onların düşünülebilecek tek “gerçeklik” olduğu saptamasında bulunmuştur. Bununla birlikte Platon’un idealar öğretisiyle ortaya koyduğu temel görüş genellikle gerçekçilik diye nitendirilse de aslında tam karşıt konumda bulunan bir görüşe, idealizme karşılık gelmektedir. Öyle ki gerçekçilik anlayışı tanım gereği gerçekliğin bilgisinin zihinden bağımsız olduğu savı üstüne temellendiğinden, özne ile nesne ikiliği bağlamında hep özneye öncelik tanıyan idealizmin tersine bütün önceliği nesneye vermektedir.
—–
Gerçekçilik, idealizme karşıt bir biçimde zihnin hiçbir a priori bilgisi olmadığım, doğuştan getirdiği hiçbir bilgi bulunmadığım, zihindeki bütün bilginin duyular yoluyla dış dünyadan geldiğini ileri sürmektedir. Bu bağlamda, gerçekçiliğin asıl çerçevesi, hocası Platon’un idealar kuramına kesin bir biçimde karşı çıkan Aristoteles tarafından çizilmiştir denilebilir. Bilginin tek kaynağının duyu verileri olduğunu, ancak duyu verileri doğrultusunda gerçekliğe açılabileceğimizi savunan Aristoteles, Platon ‘un formlar dünyasına yönelik “idealar gerçekçiliği”ni yeryüzüne indirerek gerçekçiliği ait olduğu anlama geri taşımıştır.
——
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Immanuel Kant (1724-1804)

İmmanuel Kant

1724′te, Doğu Prusya’nın Königsberg şehrinde (günümüzde, Rusya Federasyonu’nda Kaliningrad) dünyaya gelen Immanuel Kant , bu doğduğu şehirden hiç dışarı çıkmadı. Kendisini üniversitede ders vermeye adadı. Derslerini kırk yılı aşkın bir süre içinde bir gün olsun aksatmadı ve 1797′ye kadar sürekli olarak günde beş saat ders verdikten sonra yalnızca yazı yazmaya başladı. Son derece düzenli ve dakik bir yaşam sürdü.Sabah kalkış saatinden üniversiteye gidişine hep aynı güzergah üzerinden gerçekleşen bir saatlik öğleden sonra yürüyüşüne kadar her şey düzenliydi.Kasaba halkı onun hareketlerine göre kendi saatlerini ayarlardı.
Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir:

David Hume (1711-1776)

David Hume

Ampirizm ve skeptizmin savunucusu İskoç tarihçi ve filozof..İlk eğitimini evde aldı ve 12 yaşında Edinburgh üniversitesine kabul edildi.Sağlığı pek iyi değildi. .Bir süre Fransada yaşadı.İlk kitabı aslında şaheseri olan ve üzerinde 8 yıl  çalışmış olduğu “İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme”dir.(A Treatise of Human Nature 3 volumes, 1739-40 ) Bu kitabı 1739 da, 28 yasındayken yazdı. Otuzlarında bu düşüncelerini geliştirip iki kitap daha yayınladı .. Kitap ağır dili nedeniyle tutulmadı.Kendi deyişiyle ölü doğdu.Bundan sonraki eserlerinde daha anlaşılır bir dil kullandı.
Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir: