Tag Archives: baudrillard

Jean Baudrillard-2

Jean Baudrillard

Postmodernizmin bir diğer önemli temsilcisi ise kendisini “kuramsal düzeyde bir teorist ve nihilist” olarak tanımlayan Baudrillard’dır. Herhangi bir yöntem kullanmadığını, yöntemsizliğin bir yöntem olduğunu, dilbilimin en iyi yönteme sahip olduğunu kabul eden Baudrillard (1988) ,tıpkı Fransız postmodernist meslektaşı Lyotard gibi eski Marksistlerdendir. Ancak Marxizmi aşama aşama alağaşı etmiş “dönek Marksistler” kervanına katılarak postmodernist görüşlere yönelmiştir.

Baudrillard’ın postmodernizme ilşkin en önemli yapıtları “sessiz yığınların gölgesinde ya da toplumsalın sonu” (1978) “Simülasyonlar (1981)” ve “Kötülüğün Şeffaflığı” (1990)’dır. Baudrillard’ın postmodernizme ilişkin vurgu ve argümanlarına geçmeden önce onun daha önceki çalışmalarında neyi ortaya koymak istediğine ilişkin birkaç saptama yapmaya çalışalım.

Baudrillard ilk çalışmalarından biri olan nesneler dizgesi (1968)’nde ,Neo-Marxist bir perspektiften, sosyo ekonomik düzenin başlıca unsuru olan tüketim olanağını araştırır.Sarup’un da dediği gibi bir sınıflandırma dizgesi oluşturan tüketim nesnelerinin davranışın şekillenmesi üzerine etkilerinin olduğunu ileri sürer.

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Jean Baudrillard ve simulakrlar dünyası

Jean Baudrillard (1929-2007)

Modern dünyanın varolan durumuna yönelik verdiği birbirinden ilginç betimleyici çözümlemeleriyle, pek çok konuda toplum bilimlerinin araştırma izlencelerinde önemli kırılmaların meydana gelmesine yol açmış Fransız felsefeci ve toplumbilimci; postmodern yönelimleriyle dikkat çeken toplum ve kültür eleştiricisi. Akademik kariyerinin çok büyük bir bölümünü Paris Üniversitesi’ne bağlı toplumbilim bölümünde dersler vererek geçiren BaudrilIard, ilk çalışmalarında daha çok Henri Lefebvre ile Herbert Marcuse geleneğinin uzantısı sayılabilecek Yeni Marxçı bir konumu benimseyerek düşünmüş olmasına karşın, çok geçmeden kendisine özgü postmodern toplum ve kültür eleştirisi biçemini geliştirip olgunlaştırarak, tek bir çerçeve içine sıkıştırılamayacak denli çok yönlü bir düşünme çizgisi doğrultusunda yapıtlar vermeye koyulmuştur.

Çoğu yerde toplumların yaşamında dilin yaşamsal önemi üzerine yoğunlaşan post-yapısalcı bir düşünür olarak nitelendirilen Baudrillard, giderek sanallaşan, elektronikleşen, teknolojikleşen en son iletişim biçimlerinin insan toplumlarındaki yansımaları ile bunların gerçek değerlerinin anlaşılması amacıyla geliştirdiği yeni tasarım ve kavramlarla son derece büyük yankılar uyandırmıştır. Kimileyin kendisinden postmodern dünyanın peygamberi ya da tanrısal vicdanı olarak söz edilen Baudrillard, Foucault’u unutmak (Oublier Foucault, 1977) ile Körfez savaşı hiç olmadı ( La Guerre du Golfe n’a pas eu lieu, 1991) gibi yapıtlarından da açıklıkla görüleceği üzere, baş gösteren yeni durum ve olaylara ilişkin olarak yazdığı polemik nitelikli yazılarla, Batı dünyasının düşünsel gündemini belirIeyecek ölçüde yakın dönemin pek çok kültürel tartışmasına damgasını vurmuştur.

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir: