Tag Archives: arzu

Lacan’a göre histeri ve tedavisi: Fantaziyi kat etmek

Histeri

Lacan, histerik karakteri, kendisini “Büyük ötekinin” arzusunun nesnesi olarak konumlayan şahsiyet olarak betimler. Histerik özne gösterenden yoksundur ve arzusu, Büyük öteki tarafından arzulanmak arzusudur. Büyük öteki, gerçekte olmayan ancak fantezi düzeyinde arzunun mekanı olarak kurulan , içinde hiçbir eksik barındırmayan simgesel sistemin tüm belirleyicilerinin toplamıdır. Öznenin kuruluşunda büyük öteki ile karşılaşması zorunludur. Ancak bu sayede simgesel düzene dahil olabilir. Büyük öteki simgesel sisteme ait belirleyicilerin toplamıdır belki ama merkezindeki boşluk düzenin bütünlüğünü temsil eden, “yasa, babanın adı (otorite), devlet, tanrı ve psikanalizde analist” tarafından doldurulur. Büyük öteki, kişinin kendisine bakarak olmak istediği biçimiyle kendisini gördüğü yerdir. İşte histerik büyük ötekide gördüğü bu manzaraya öylesine kapılmıştır ki, kendi arzusuna yabancılaşmıştır. O yüzden sembolik gerçek alanında kapladığı boşluğu aşırı/gereksiz  söz ve hareketler ile doldurur. Kendisini mutlu hissetmekten uzaktır ve yaptığı şeyler kendisini  beklediği hedeflere ulaştırmaz.   Lacan, psikanalitik süreç esnasında hastanın büyük ötekinin yalnızca fantezi düzeyinde kurulmuş olduğunu,  gerçek manada böyle bir oluşumun var olmadığını idrak ettiğini söyler. Psikanaliz ile kurulmuş olan tüm bu “fantezi katedilerek“ Büyük ötekinin gerçek anlamda var olmadığına kani olunur.

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Lacancı Eksik ve Fallus üzerine…

Fallus, Lacan’cı terminolojide “iktidar”ın simgesidir. Penis ile olan benzerliğine rağmen kastedilen  biyolojik bir organ değildir. Fallus , penis denilen fazlalığa sahip olan küçük çocuğa “büyük öteki”nin vaat ettiği türden herşeydir: Kadın, iktidar, statü, güvenlik, bütünlük, içerilme” vb.

Öte yandan “fallus” bir gösterendir. Yukarıda örnek verdiğim gibi toplumsal hayatta bir şeylere sahip olmayı gösterir.

Bülent Somay’ın “bir şeyler eksik” kitabından bir alıntı: s.28

“Polisin elindeki cop,babanın tokadı,ABD’nin füzeleri.Ama bunların hiç biri sahibindeki eksikliği gideremez:Ne polis iktidara sahiptir,ne baba,ne de ABD başkanı.O yüzden de çok tehlikelidirler:Bir eksiğe sahip olmanın tahammül edilemez farkındalığı ile,ellerindeki nesneleri akıldışı biçimde kullanabilirler.Bir şey öğrenmesi gerekmediği halde işkence yapan polis,durup duruken tokadı basan baba,beceriksizce güç kullanıp her şeyi yüzüne gözüne bulaştıran ABD ,hep o eksiği kapatmaya çalışmaktadırlar.Ama olası suçları engellemek için işkence yapan polise,terbiye vermek için tokatlayan babaya,ya da “demokrasi götürmek için” operasyon yapan ABD’ye hak vermeye hemen yanaşmayalım.Yüzeydeki bu akılcı açıklamalar bir kaç gün,en fazla bir kaç yıl içinde,yağan yağmurla,esen rüzgarla sıyrılıp gittiğinde geriye kalan aynıdır:İşkence,dayak,savaş….

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Arzu neden tatmin edilemez?

Dr. Juan David Nasio

Ve arzunun tatminsizliği insanın özlemlerine dair psikanalizin karamsarlığını mı gösterir?

Arzunun tatminsizliği konuşan varlıklar olduğumuz gerçeğine dayanır. Konuşmak, sembolik dünyanın bir parçası olmak demektir. Her şeyin kendisinden başka ikircikli pek çok anlama geldiği semboller dünyasında, arzunun tam tatminine giden yol binbir labirentten oluşan sonsuz bir alana açılır. Sözler ve edimler açılan yan anlamlardan kurtulamaz ve buradan arzunun hedefi olan tam tatmine asla ulaşılamaz.

Ancak karamsar olmak için gerek de yoktur. Zira arzunun peşinden atılan her adım belki ona ulaşmamızı sağlamayacak ama kendi ölçeğinde yaratıcı bir edim ortaya koyacaktır.Önceden çizilmemiş bir yol her deneyimde yeni bir yola açılır.Varılan her sınır sonsuza uzanan bir diziye açılan eşiktir.

( “Lacan’ın kuramı üzerine beş ders” Yazan:J.D.Nasio”)

Bunlarda ilginizi çekebilir:

Lacancı terimler sözlüğü

1533- Hans Holbein- "The Younger The French Ambassadors"

Anamorfoz (Y. anamorphosis)
Görme duyusuyla dolaysız olarak algılanamayan, belirli bir biçime sahip değilmiş gibi görünen nesnelerin özel bir bakış açısından algılanabilir olması anlamına gelir. Anamorfotik cisimler, ancak belirli (ve sıradan olmayan, aykırı) bir bakış açısından, “yamuk bakarak” algılanabilir, ancak bu sayede Simgesel düzende bir yere oturtulabilir. Lacan’ın bakış/nazar (F. regard, İ. gaze) anlayışına göre ancak belirli bir konumdan ve belirli bir açıdan bakıldığında (gözucuyla) görünebilir “gibi olan” olan anamorfotik nesnenin en iyi örneği, Holbein’ın “Sefirler” tablosudur.

Bu tabloda iki sefirin önünde, yerde duran ve anlamsız bir döşeme deseniymiş gibi görünen şey, tabloya yandan ve hafifçe başınızı yana eğerek (“yamuk”) baktığınızda, bir kafatası olarak algılanır.

Continue reading

Bunlarda ilginizi çekebilir: