Darwin’e kadar evrim kuramı: Tarihçe

Evrim nedir?

Evrim kuramı, doğadaki tüm türlerin, dünyada var olan en erken yaşam formlarından zaman içinde geliştiğine ilişkin bir teoridir. Bu teoriye göre popülasyonun genetik materyalindeki doğal çeşitlilik bazı bireylerin diğerlerinden daha fazla çoğalmasına  imkan verir. Böylece jenerasyonlar geliştikçe popülasyonun tüm üyeleri tercih edilen eğilime sahip olma noktasına gelir.


    Evrim süreci üç düzeyde inceleme konusu olmaktadır

  • Anorganik Evrim: Cansız maddenin değişimi incelenir.Evrenin oluşumu, canlı organizmaların temel maddelerini oluşturan cansız maddelerin hangi süreçte oluştukları incelenir.
  • Organik Evrim: Canlıların oluşum ve değişimleri incelenir
  • Sosyal Evrim: Toplumların değişimini inceler.

Burada söz konusu edilecek olan biyoloji bilimi temelinde organik evrim sürecidir.

Tarihçe:

Onyedinci yüzyıla kadar dinsel bir doğmaya uygun olarak türlerin bu gün oldukları halleri ile yaratıldıklarına ve değişmeden kalıtıldığına inanılıyordu. Bu görüş eski ahit’te evrenin-dünyanın ve ilk insanın yaratılışını anlatan ’Genesis’ bölümünün adı ile (yaratılış) benimsenmişti.

Psikopos Ussher eski ve yeni ahiti önüne koyarak dünyanın ilk defa ne zaman yaratıldığını hesaplamaya kalktı:

Sonuç ilginçti: Dünya M.Ö. 4040 yılında, Ekim ayının 4′ünde sabah saat 9.00′da yaratılmıştı.

Fosiller

Fosil kelimesi Alman doktor ve maden mühendisi Georgius Agricola’nın 1546 da yayınladığı de”Natura Fossilium” adlı eserinde topraktan çıkarılan nesne anlamında ilk defa kullanılmıştır.

Canlıların öldükten sonra fosilleşinceye/taşlaşıncaya kadar geçen süreç fosilleşmedir.

Çok eskiden beri eski zamanlara ait kayaların içinde fosil kalıntılarına rastlanmıştır. 15. yy. İtalyan sanatçısı ve bilim adamı Leonardo Da Vinci’nin de böyle kayalar üzerinden fosiller topladığı bilinmektedir. Hatta Da Vinci topladığı örneklere bakarak canlıların tümünün bir defada yaratıldığını ve zamanla bazılarının ortadan kalktığını düşünmüştü.

Tortul kayaların içinde bulunan fosilleşmiş fauna (hayvan türleri) ve flora’ya (bitki türleri) ait örnekler gelişigüzel bir yerleşim göstermezler. Bu fosiller mutlaka ait oldukları çağa ait çökelmiş katmanlarda bulunabilirler. Böylece eski- tortul bir kaya parçası incelendiğinde dikey bir düzlem boyunca yerleşmiş “en altta en eski en üstte en yeni çağa ait” fosil kalıntıları görülecektir..

Örneğin bir Neanderthal kemiği asla Megalosaurus fosili (dinazora benzer etobur) ile aynı kaya katmanında bulunamaz. Zira bu iki canlı aralarında milyonlarca yıl bulunan farklı jeolojik zamanlarda yaşamıştır. Fosiller eski ve yeni kaya katmanları arasında yüzbinlerce yıl boyunca sıkıştıkları için bulundukları levha üzerinde ancak yatay bir şekil (iz) oluşturacak şekilde görünürler.Böylece kaya katmanlarının yaşı ölçüldüğünde içinde barındırdığı fosilin yaşı da ortaya çıkacaktır (Süperpozisyon kanunu) 1790′larda jeolog William Smith’in kaya katmanlarının yaşı ile fosillerin yaşları arasındaki yukarıda fark edilen ilişkiyi açıkça fark ettiği anlaşılıyor.

1749-1789-Bir antropolog ve jeolog olan Buffon Doğa tarihi (Natural History) isimli 32 ciltlik dev eserini yazdı Yaşamını doğa tarihi incelemelerine adayan Buffon canlıların sınıflanmasına ilişkin Aristoteles sistemini düzeltme ve geliştirme amacındaydı. İlgilendiği konuların başında evrim geliyordu. Fosil ve diğer kalıntılara dayanarak canlı ve cansız dünyada hemen her şeyin evrim sürecinde oluştuğu görüşündeydi. .Metafizik ve dini etkilerin dışında bilimsel gözle yazılan bu eser kiliseyi ayağa kaldırınca Buffon “Dünyanın oluşumuna ilişkin söylediğim her şeyi, özellikle kutsal kitapta yazılanlara ters düsen sözlerimi, geri alıyorum,” demek zorunda kalmıştı.

Cuvier ve Jeolojide Katastrofizm görüşü:

Fransız anatomist ve palentolojist Georges Cuvier 19. yy başlarında paleontolojinin önde gelen isimlerinden biriydi ve eklemlerinden ayrılmış kemik yığınlarını biçimli formlara sokma konusunda bir hayli tecrübe kazanmıştı.

Cuvier

Bir hayvanın görünümünü ve doğasını tek bir diş veya çene kemiği parçasından anlayıp tanımlayabiliyordu. Amerika’da bulunan ve ne tür bir hayvana ait olduğu anlaşılamayan bir hayvanın Parise gönderilen kemiklerini incelemiş ve soyunun on bin sene önce tükendiği anlaşılan bu hayvana “meme-dişli” anlamına gelen “mastadon” adını vermişti.

Mastodon

1812 yılında, fosiller üzerinde ünlü kitabını yayınlayarak, fosillerin kesik, kesik değil birbirlerinin devamı olacak şekilde açığa çıktığını bilimsel olarak göstermiştir. Cuvier’in başını çektiği pek çok doğa bilimcisi, canlıların oluşup bir kısmının soylarının tükendiğini düşünüyordu. Soyların tükenmesini ani gelişen “katastrofik” doğa felaketlerine (bazı alçak toprak parçalarının su baskınına uğraması vb) bağlıyorlardı. Bu kurama ”Katostrofizm = Tufan Kuramı” deniyordu. Cuvier bu felaketlerin zaman zaman yaşandığını düşünüyor ve dünyanın tarihinin birkaç milyon sene olabileceğini hesap ediyordu. Katasrofizm tanrının bu afetler vasıtası ile dünyayı şekillendirdiği şeklindeki dinsel görüş ile de uygundu.

Lyell ve ‘Uniformitarianizm’ görüşü

Ondokuzuncu yüzyılın başlarında üç ingiliz jeologunun çalışmaları katostrofizim kuramının yerine ”Uniformitarianizm” kuramının geçmesine neden oldu.

Hutton

İskoç jeolog James Hutton , 1785′de geçmişte de bugünkü gibi jeolojik kuvvetlerin rol oynadığını, yükselmelerin ve alçalmaların, keza erozyonların belki de daha kuvvetli olarak meydana geldiğini ve yüksek dağlarda bulunan fosilli tabakalar ile sediman (tabaka=katman) tayinlerinin yapılabileceğini gösterdi..

John Playfair, Hutton’un çalışmalarının derleyip toparladı ve anlaşılır bir hale gelmesini sağladı..

Lyell

Charles Lyell ,William Whewell’in “uniformitarianizm”-tekdüzelikçilik adını verdiği jeolojik sürece yeni bir bakış açısı getiren yayınladığı ”Principles of Geology” adlı yapıtını yayınladı.
Bu bakış açısı ile birçok jeolojik soruna çözüm getirilebilmekteydi. Canlılar su baskınları,depremler vb büyük afetlerle değil, çevre koşullarının uzun sürede etki etmesiyle değişiyordu.Lyell’in fikirleri C.Darwin’i büyük ölçüde etkilemiştir.
Organik evrim konusunda ilk kapsamlı kuram 1809 yılında yayınlanan ”Philosophie Zoologique” adlı yapıtıyla, Fransız zooloğu Jean Baptiste Lamarck ‘ a (1744-1829) aittir.

Lamarc

Lamarck , bireyin özelliklerinin çevre ile etkileşim sonucu zaman içinde değişeceğini varsayarak, bilimsel anlamda yanlış da olsa, ilk evrim kuramını ortaya atıyordu. Lamarckçılık klasik biçiminde yaşam sürecinde edinilen özelliklerin (bu özellikler ister değişen çevre etkisiyle, ister organların kullanış veya kullanışsızlığı nedeniyle oluşsun) her kuşakta belli ölçülerde kalıtsal olarak yerleştiği, birçok kuşak sonra evrimsel bir değişiklik kimliği kazandığı tezini içermekteydi.

Lamarck:

”Eğer bir organ fazla kullanılıyorsa, o organ gelişmesini sürdürerek, daha etkin bir yapı kazanır.”

Zürafaların atası kısa boyunlu olmalarına karşın, yaşadıkları ortamın bir zaman sonra kuraklaşarak, dibi çıplak ve çayırsız ağaçların bulunduğu ortama dönüşmesi sonucu, zürafalar ağaçların yapraklarıyla beslenmek zorunda kalmışlar ve böylece boyunları dölden döle uzamıştır.

Ne Lamarck’ın, ne de Darwin’in döneminde kalıtım düzeneğine, dahası kromozomların varlığına ilişkin hiçbir şey bilinmiyordu. Darwin kendi kuramında büyük ağırlığı doğal seleksiyona vermekle birlikte, Lamarck’in görüşüne de kimi yönleriyle değinmiş ve faydalanmıştır.

Lamarc’ın kuramı Weismann’ın 1889’da- yani seksen sene sonra- ileri sürdüğü şekliyle, canlılarda görülen çevresel etkiye bağlı modifikasyonların genetik olarak gelecek nesillere aktarılamayacağı görüşünün geçerli olacağı tarihe kadar genel kabul gördü.

Charles Darwin (1809-1882), evrim bilimine iki önemli katkıda bulundu. Birincisi organik evrim düşüncesini destekleyen zengin bir kanıtlar dizisini toplayarak ve derleyerek bilim dünyasına sundu. ikincisi evrim mekanizmasının esasını oluşturan ”Doğal Seçilim” ya da diğer bir deyimle ”Doğal Seçim” kuramının ilkelerini ortaya çıkardı.

Print Friendly
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>