İnsanın Evrimi-1:Primatlardan insansılara

Lemur

İnsanların bir üyesi olduğu Primat takımı 3.zaman esnasında 55 milyon yıl önce ortaya çıkmaya başladı. 230 kadar türü barındıran bu türün temsilcileri arasında maymunlar gibi çok iyi bilinen türlerin yanı sıra lemur, tarsier, loris gibi çok az tanınan primatlarda bulunur.

Primat takımı evrimsel gelişim çizgilerine uygun olarak onları diğer takımlardan ayıran bazı ortak özelliklere sahiptir.

  • Ağaçlar üzerinde geçen bir yaşama adapte olabilecek şekilde koku duyusundan çok ziyade görme duyusunun gelişmiş olması,
  • daldan dala atlamaya uygun yana değil öne doğru bakan gözlere , stereoskopik bir görme alanına;
  • dallarda salınmaya uygun bedeni taşıyacak kuvvetli ve hareketli omuz eklemlerine, kollara,
  • pençe yerine küçük nesneleri kavrayıp manipüle edebilecek parmaklara,
  • vücuda oranla daha büyük bir beyne sahip olmaları ve
  • sosyal bakımdan kompleks sayılabilecek hayatlar sürdürmeleri başlıca ortak özellikleridir.
  • İnsan ve maymunlar Primatların altında Anthropoidea alt takımını oluşturur.  Maymunların, şempanze ve gorilleri de içeren 13 cinsi ile daha da yakın biyolojik bağlantılı Hominoidea süperailesinin de bir üyesidir.

    İnsansı maymun olarak da adlandırılan kuyruksuz dört ayaklı Hominoidler 24 milyon yıl önce evrimleşmeye başladılar. Bu ailenin ilk örneği “Proconsül” dür.

    Hominoidleri atası:Proconsul

    Bu kökenden gelen büyük maymun türleri Afrika ile Asya arasında daha önce kapalı olan ancak bazı levha hareketleri sonrası açılan bir yoldan Asya’ya geçtiler.

    13 milyon yıl önce Asya maymunları-orangutanlar- Hominoid ailesinden ayrılarak farklı bir evrim çizgisi izlemeye başladı.

    Şempanzelerin ve İnsan’ın genetik yapıları %98.4 oranında tıpa tıp aynıdır. Bu genetik benzerlik Şempanzeleri İnsan’ın en yakın biyolojik akrabası yapar. Güneydoğu Asya’nın büyük maymunları olan Orangatuanlar ise genetik olarak insandan daha farklıdır. Bu farklılık aradaki akrabalığın daha uzak bir geçmişe dayandığını gösterir

    İLK İNSAN: AUSTRALOPİTHECUS

      5 milyon yıl önce maymunsu türler iki önemli anatomik özellik bakımından farklılaştı.

    • Küçük kanin (köpek) dişleri ve
    • “bipedalizm” diyebileceğimiz iki ayak üzerinde yürüme özelliği…

    Great Rift Valley-Büyük yarık vadisi

    Bu en eski insan türüne Güney Afrika’da bulunan ilk fosiller nedeni ile “güney maymunu” anlamında “Australopithecus” adı verildi.Doğu Afrika’daki “Great Rift vadisi ”ni kapsayan yer kabuğunda, geçen zamandaki hareketlenmeler pek çok “Australofit” fosilinin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu suretle vadi boyunca Etiyopya, Tanzanya, Kenya, üney Afrika ve Çad ‘da çok sayıda fosil ele geçti..

    Great Rift Valley

    İlk Australopithekus kafatası 1924 yılında Güney Afrika’da Taung bölgesinde kireçtaşı ocaklarında keşfedildi. Ertesi yıl Raymond Dart 7 Şubat 1925 de “Nature”dergisinde yayınlanan makalesinde, incelediği bu fosil kafatasının maymun ile insan arasında ortak özelliklere sahip, insan evriminde rol almış 3.5 milyon yıl yaşında bilinmeyen bir türe ait olabileceğini ileri sürdü.

    Küçük bir çocuğa ait olan kafatasından çocuğun ileride küçük bir beyne ve iri maymunsu yüz özelliklerine sahip olacağı anlaşılıyordu. Taung çocuğu Australopitekus Afrikanus olarak kayıtlara 10 sene sonra girdi. Bu keşif insanın kökenini evrimin vaz geçilmez topraklarına Afrika’ya taşıdı.

    Australopithekus’ların başlıca özellikleri şöyleydi.

    • Basık bir kafatası,öne çıkık bir yüz yapısına
    • 390 ile 550 cm³arasında bir beyin hacmine
    • Kemiklerden anlaşılabildiği kadarıyla 27 ile 49 kg kadar bir vücut ağırlığına
    • 1 ile 1.5 metre arası bir boya sahiptiler.
    • Boy ve ağırlıkları şempanzelere oldukça benzemekteydi

    Maymunlardan farklı olan yanları ise kanin dişlerinin küçülmesi ve iki ayak üzerinde durabilmelerini sağlayan anatomik değişikliklere uğramış olmalarıydı. 2.7 milyon yıl öncesine ait Australofit fosillerinde premolar ve molar(öğütücü) dişlerin genişlediği ve kalın bir mine tabakası ile örtüldüğü kesicilerin ise ufaldığı görülüyor. 1.8 milyon yıl önce yaşamış olduğu düşünülen Australofit türü “Zinjanthropus boisei”nin modern insandan 4 misli daha geniş molar dişleri vardı. Ayrıca yüz çiğneme esnasında oluşan gerilimi absorbe edebilecek şekilde daha vertikal ve daha düz bir hal almıştı.

    Australofitlerin iki ayak üstünde durup yürüyebilmelerine (bipedalizm) karşın vakitlerinin bir bölümünü yine de ağaçlarda geçirdikleri sanılıyor. Uzun ve büklümlü parmaklarıyla kolları ağaçlarda tutunmaya elverişliydi. Parmaklarının uzunluğu maymunlar gibi ağaçlar arasında salınmalarına yetecek uzunlukta da değilken başparmaklarının maymunlardan daha uzun olması bu türün alette yapabileceğini düşündürüyor.

    Lucy'nin bulunan kemikleri

    1974 de Hadar Etopya’da Donald Johanson ve arkadaşları 3.7 milyon yaşında o tarihe kadar bulunan en eski atamızı Doğu Afrikalı Australofitekus Afarensis’i buldular. Yaktıkları kutlama ateşinin etrafında söyledikleri Beatles şarkısı “Lucy in the sky with diamond” fosile “Lucy” isminin verilmesine ilham kaynağı oldu.

    Lucy'nin kafatası kemiklerinin tamamlanması ile çıkan tablo

    Lucy’nin keşfi dünyada büyük yankı yarattı. Zira bu zamana kadar bulunan en eski insansı olması yanı sıra neredeyse bütün bir iskeleti oluşturabilecek kadar parça toplanmıştı. Beyin hacminin bir şempanze kadardı.(380- 450 cm³) Buna mukabil iki ayak üzerinde dik yürüyebilmesi de Stephan Jay Gould’un iddia ettiği gibi dik yürümenin beynin gelişiminden önce evrimleştiği görüşünü doğrular nitelikteydi.

    Lucy'in canlandırması


    Print Friendly
    Bunlarda ilginizi çekebilir:

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    *

    Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>