Erik Erikson-Yaşamın sekiz evresi

Erik Erikson (1902-1994)

Anne babası Danimarkalı olan , Erikson 1902 de Frankfurt’ta doğdu. Küçük yaşda babasını kaybeden Erikson üvey babası Yahudi pediatrist olan Theodor Hamburger’i gerçek babası zannederek büyümüştür.

Yahudiler arasında sarışın mavi gözlü Danimarkalı fiziğiyle, Almanlar arasında ise fiziksel görünümüne uymayan Yahudi kimliğiyle yetişen Erikson’un “kimlik karmaşası” tezini ileri sürerek çığır açan bir psikoterapist olması çok manidardır.

Erikson, orta öğretimini esnasında artistik alanlarda gösterdiği sınırlı başarı dışında kayda değer bir performans göstermeden tamamladı. 1927 yılında önemli bir şahsın çocuklarına eğitim vermek üzere yapılandırılmış gayrı resmi bir okulda, sonraları ünlü bir çocuk psikologu olarak anılacak olan Peter Blos’un ekibinde çalışmaya başlaması hayatında bir dönüm noktası oldu. Bu çalışmalar vesilesiyle Anna Freudile karşılaşan Erikson bir süre sonra onunla terapi görmeye başladı ve 1933 deViyana Psikanaliz Enstitüsünden mezun oldu.

Almanya ve İtalya da faşizan eğilimlerin güçlenmesi üzerine bir süre sonra Avrupa’dan ayrılmak zorunda kaldı. ABD‘ne yerleşen Erikson bu yeni ülkede (çocuklarının isteği üzerine) olumsuz çağrışımlar yaratan Homburger soyadını bırakarak, Erikson soyadını aldı. Önceleri Harvard üniversitesinde klınisyen olarak çalıştı daha sonra Yale üniversitesi İnsan ilişkileri enstitüsüne geçerek, güney Dakota’da Sioux kültürü üzerinde çalışmalar yaptı. Çocuk gelişimi üzerindeki kültürel etkiyi anlamasına yardımcı olan bu çalışmanın benzerini Antropolog A.L.Kroeber ile birlikte Kaliforniya’da Yurok yerlileri üzerinde gerçekleştirdikten sonra,1942 de Berkeley’de California üniversitesine katıldı. Burada ki çalışmaları, daha sonra en önemli eseri sayılacak olan “Çocukluk çağı ve Toplum” ‘u (1950) oluşturmuştur.1950 de Massacushett’te Austen Riggs psikoterapi enstitüsüne katıldı.

1929 yılından beri evli olduğu, Kanadalı sanatçı eşi Joan Mowast Serson’da ,aynı enstitüde hareket, dans, sanat terapisi sınıfları açarak bilfiil katkıda bulundu. Erikson’un çalışmalarını anlayabilmek için eşi Joan ile olan evliliğini göz önüne almak gerekir. Joan, Erikson’un hem editörlüğünü yapmış, hem de sanatsal faaliyetlerle klinik çalışmalarını desteklemiştir. Ancak Erikson’un çalışmalarına Joan’ın en büyük katkısı, aralarında kurdukları ilişkinin kalitesiyle ilgilidir. Bir kadın ve erkeğin evlilikleri içinde, birbirlerinin yaratıcılıklarını bu denli destekleyebildikleri bir örnek daha bulmak zor olabilir.
1960 sonrası on yıllık dönemde, Harvard da psikiyatri okutmanı ve insan gelişimi alanında profesör unvanıyla akademik eğitim vererek geçirdiği yıllar da yaratıcılığının en üst noktasına ulaşan Erikson ,1970 de emekli oldu.

PERSONALİTE (KİŞİLİK) TEORİSİ

Erikson Freud’un gelişimin değişik safhalarında baskın olan vücut zonlarıyla ilgili düşüncelerine katılır (ağız,anüs ve genital organlar) Fakat bunların “modlar” dediği kendine özgü davranış paternlerine yol açtığını da ileri sürer. Oral zonun baskın olduğu periyotta dominant mod “inkorporasyon” dur. Anal faz esnasındaki dominant mod “eliminasyon/ retansiyon” genital faz itibarıyla “intrüzyon” dur.


Bu modların gelişimi “epigenetik” (aşamalı oluşum) temeline dayanır. Embriyolojiden alınan bu terim, özel bir taslağın, uygun fazda kendini ortaya koyacağını ve bu dönemin kaçırılması halinde uygun gelişimsel seviyeye ulaşılamayacağını anlatır. Bu hal daha sonra devreye girecek diğer taslakların gelişim sürecini de olumsuz etkileyecektir. Örneğin göz için taslak uygun zamanda ortaya çıkamazsa fasyal (yüz) gelişimide bundan etkilenecektir. Aynı biçimde inkorporatif moddaki bozukluk onu takip eden eliminatif/retansif mod gelişiminde güçlüklere neden olacaktır.

Erikson, çeşitli ilişki tarzlarının, ego gelişiminde önemli etkiler yapabileceğini düşünüyordu.Ebeveynlerin kişilikleri ve kültürel eğilimlerinin yanı sıra, çocuğun içinde yaşadığı obje dünyasının sahip olduğu kendine özgü niteliklerin ego gelişimini ciddi derecede etkileyebileceğini düşünüyordu. Bu açıdan Erikson’un çevresi Freud’dan farklı olarak dinamik bir çevredir.

Freud ise ego gelişiminde dürtüsel hayatı daha öncelikli görmüş ,psikolojiyi bu anlamda dinamik bir temele oturtmuş ancak çevresel etkileri fazla hesaba katmamıştır. Yani Freud’a göre ego gelişimini, dış dünyadan gelen uyaranların kalite ve kantitesinden ziyade organizmanın dürtüsel dünyasındaki dinamikler belirler.

KRİZLER

Kriz terimi dönüm noktası anlamında kullanılır.Gelişmenin farklı yönlere gidebileceği belli bir anı/dönemi temsil eder.Antibiyotik tedavisinin bulunmadığı dönemlerde “akciğer iltihabı” (zatüriye) geçirdiğinde ,bilinirdi ki hasta bir noktadan sonra ya düzelme belirtileri göstererek iyileşecek ya da hastalığı ilerleyecek ve kaybedilecektir.

Erikson tam da bu örneğe uygun olacak şekilde hayat sürecinde de “spesifik kriz dönemleri (dönüm noktaları)” tarif etmiştir. Kriz dönemlerinin bitiminde dönemin erdemleri ruhsal kaliteye katılamaz ise gelişim süreci olumsuz etkilenebilir ,katılır ise gelişimde bir aksama görülmeden kişi yaşamına devam edebilir.

REALİTE

Erikson’un terminolojisinde “belli bir kültür ve teknoloji düzeyinde,alışılmış üzerinde fikir birliği edilmiş,fenomenal deneyim dünyasının minimum distorsiyon ile algılanması yeteneğidir.” Bu tanım kişinin gerçeği test etme kalitesinin algılama ve hafıza ile ilgili yanını ön planda tutar gibi görünmektedir

AKTÜALİTE

Defans mekanizmalarının minimum kullanıldığı ve ortaklaşa aktivitenin maksimum düzeyde olduğu paylaşım (katılım) dünyasıdır. Ortak etkileşim çok önemlidir. Çünkü ego gücünü bu “ortak etkileşim ağından” alır ve ortak etkileşimin olmadığı hallerde ego gücü zayıflar.Aktüalite dışsal koşullar ve içsel durumların bir konverjans (yaklaşım) noktasıdır.”Reality testing” gerçekliğin çarpıtılmamış algısıyla ilgili iken, aktüalite “acting out” ile (eyleme dökme /engellenmeyen hareket tarzıyla) ilgilidir.

acting out= eyleme dökmek:içsel bir çatışmayı çevreyi değiştirmeye dönük alloplastik eylemlerle çözmeye çalışmak;eylem gerçekçi bir yönelime sahip olmamakla birlikte psikotik denebilecek kadar bizar da değildir. Örneğin, çevreye aslında korkmadığını göstermek için ölüm veya ağır yaralanma tehlikesi bulunan aktivitelerde bulunmak

Aktüalite , bireyin içinde bulunduğu şartlar ve kişinin bireysel ve tarihi/politik gelişim düzeyi ile belirlenir.İnsanoğlunun yerini ve akibetini anlamaya yarayan merkezi bir konsepttir. Gerçeklik tarafından kapsanırsa da onun dinamik ve özel bir yanını yansıtır.

Ego için aktüalite çok önemlidir. Ortaklık ağının optimum düzeyi,güncel yaşam içinde aktif bir ego tansiyonu sağlar.Bu faydalı etkileşimin yokluğu egoyu inaktivasyona götürür.  Bu durumda yaşam bunalımların uygun çözüme kavuşturulamaz. Böylece açık bir biçimde , aktüalite ego kalitesinin önemli bir unsurunu oluşturur.

VİRTUE (ERDEM/FAZİLET)

Eski İngilizcedeki anlamı ile “ilaç veya sıvıların iyi kalitede olduğunu” ifade eden bu sözcüğü Erikson, ruhsal gücün niteliği,kalitesi anlamında kullanmıştır.Kalite evreden evreye gelişir ve nesilden nesile aktarılır.

Bir yaşam döneminin değerlendirilmesi şu faktörlerin göz önüne alınması ile olur.

1.Psikoseksüel gelişim dönemi
2.Organ modu
3.Psikososyal dönem(stage)
4.Erdem(virtue)
5.İlişkin Psikopatoloji
6.Sosyal düzenle ilişkili element

PSİKOSOSYAL GELİŞİMİN DÖNÜM NOKTALARI

1. Dönem. “Temel güven ya da güvensizlik”:

Oral döneme karşılık gelir. Doğumdan birinci yılın sonuna dek devam eder. Bu dönemde, bebeğin kendisine ve çevresine güven duygusunun gelişip gelişmeyeceği belirlenir. Annenin sürekliliği ve bebeğin gereksinimlerini karşılaması güven duygusunun gelişimi için önemlidir.

2. Dönem. “Özerklik ya da utanç ve kararsızlık”:

Bir yaşından 3 yaşına kadar devam eder. Anal döneme karşılık gelir. Anüs çevresi kasların kontrolünün öğrenilmesi ve tuvalet terbiyesi esnasında bu yeteneğin ebeveynle sosyal ilişki düzeyinde kullanılması çocukta özerklik duygusunun gelişimine yol açar. Eğer ebeveyn tarafından aşırı koruyucu bir tutum geliştirilmez ise çocuk kendi kararlarını verebildiğini görür ve güven duyar. Eğer davranışları aşırı bir tepki ile karşılanırsa seçimlerinden kuşku duyar ,kendisine güveni alır ,kararsızlık ve utanç duygusu gelişir. Bu halde davranışları canlılığını ve bağımsız doğasını yitirir.

3. Dönem. “Girişime karşı suçluluk duygusu”:

Üç yaşından 5 yaşına kadar devam eden okul öncesi dönemdir. Psikoseksüel gelişim sürecinde söz konusu edilen fallik döneme karşılık gelir. Çocuk artık büyüklerin dünyasını oluşturan alanlara girmeye başlar.Merak duygusu ve araştırmacılık kendisini gösterir. Girişimlerinin ve merakının belli ölçüde desteklenmesi , hoş karşılanması gerekir. Merak duygusu ile araştırma önce evden başlar ve cinsel bir ilgi halinde karşı cinsten ebeveyne yönelir. Dönemin sonuna doğru bu arzu hayal kırıklığı ile bastırılır ,yerine kendisinin anne baba olma arzusu ortaya çıkar. (evcilik oyunları) Bu dönemde davranışları ve araştırıcılığı çok fazla eleştirilen çocuk ileride girişimlerinden suçluluk duymaya meyilli olur.

4. Dönem. “Beceriye karşı aşağılık duygusu”:

Altı yaşından 11 yaşına kadar devam eden ilkokul dönemidir. Gizil döneme karşılık gelir.Bu dönemde çocuk alet ve araçlar da kullanarak tıpkı büyükler gibi bir şeyler üretmeye çalışır.Yaptığı şeyi kusursuz yapmak ister.Sürekli bir etkinlik içindedir.Eğer becerisi küçümsenirse değersizlik duygusu gelişir.Bu dönemde çocuk anne baba kadar hatta belki daha fazla okul içerisinde faaliyetleri bakımından öğretmenleri tarafından değerlendirilir.

5. Dönem. “Kimlik edinmeye karşı rol kargaşası”:

On bir yaşında başlayıp ergenlik döneminin sonuna kadar devam eder. İçsel bütünlük ve sürekliliğin ifadesi olan kimlik duygusunun geliştiği dönemdir.Ergen akranlarına göre kendi görünümünü, popülaritesini ,sosyal sınıfını değerlendirir.Kendisine örnek teşkil edebilecek kahramanlara ve öğretilere ilgi duyar. Gruplara girer ve grubunun değerlerine bağlılık gösterir.Bir hayat görüşü ve geçerli bir kimlik edinmek dönemin temel erdemidir.

Eğer tatmin edici bir kimlik oluşturulamamışsa rol kargaşası (ıdentity confusion) ortaya çıkar.Ergenlik sorunlarına ışık tutan bu kavram Erikson’un psikanalitik literatüre belki de en büyük katkısı olmuştur.

6. Dönem. “Yakın ilişkiler kurmaya karşı soyutlanma”:

21 yaşından 40 yaşına kadar devam eden dönemdir. Klasik psikanaliz bu dönemle ilgilenmemiştir. Daha önceki dönemler başarıyla geçilmişse, kişi kendi kimliğini yitirmekten korkmaksızın diğer insanlarla yakın ilişkiler kurabilir.Rol karmaşası yaşıyan bir yetişkin ise karşı cinsle ilişki kurmaktan ve diğer insanlarla yakınlaşmaktan korkarak derin bir soyutlanmanın içine girebilir.

7. Dönem. “Üretkenliğe karşı verimsizlik”:
40 yaşından 65 yaşına kadar olan çocuklarını yetiştirme, yeni nesile önderlik etme, yaratıcılık , özgecilik dönemidir. Çocuk sahibi olmakla,çocuk büyütmekle ilgili bir kavram değildir. Çocuksuz bir bireyde üretken olabilir.

Bu kavram kendi çıkarlarını gözeten,yalnızca kendisi için doyum arayan birisi olmak yerine topluma yararlı olmak,gelecek kuşaklara rehberlik etmek ile ilgilidir. Bencillik, insanlardan uzaklaşma “verimsizlik/kısırlık” olarak tanımlanır.

8. Dönem. “Ego bütünleşimine (entegrasyonuna) karşı umutsuzluk”:

Altmışbeş yaşın üstüdür.

Bir uçta geride bıraktığı yılların verimli ve yaşanmaya değer olduğu şeklindeki tatmin duygusu diğer uçta hayatını boşuna geçirdiği duygusuna eşlik eden umutsuzluk duygusu bulunur

.İnsanlarla yakın ilişkiler kurabilmiş,sosyal kabul ve saygı görmüş,topluma yararlı üretken bir hayat geçirmiş birey dolu dolu geçirilen bir yaşamın huzuru ile “ego bütünlüğüne” kavuşur.Eğer tersine bencilce,anlamsız , kendisi dışında kimseye faydası olmayan bir hayat geçirilmiş ise hayatın sonunda birey keder, anlamsızlık,boşunalık ve ümitsizlik duyguları hissedecektir.

Bu dönemlerin sağlıklı geçirilememesi sonucunda gelişen kişilik örüntülerine kişilik bozuklukları adı veriliyor.

Print Friendly
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>