Gerçeğin varoluşumuza travmatik dokunuşu ve onu sembolleştirme çabası olarak dinsel pratikler

Zizek’in negatif ontolojik yaklaşımını beğenirim. Zizek’e göre boşluk kaos değil kusursuz bir denge haliydi Ne zaman ki madde oluştu (varlık) boşluğun içinde düzensizlik hasıl oldu. Parçacık fiziğinde son gelinen nokta itibarı ile büyük patlamanın başlangıç anında saniyenin kesri kadar kısa süre içinde madde ve antimadde oluştuğu ifade ediliyor. Madde ve antimadde birbirini yok etti. Çok az madde artığı geriye kaldı ve evreni oluşturan şey de budur. Yani var olan düzeni bozan bir artıktır. Yani hepimiz bir kusurun-fazlalığın ürünleriyiz.

Gerçek ile yüzleşme anı travmatik bir andır. Boşluğun, hiçliğin içinden gelen bir varlık fenomenal dünyamıza katılır ve bu anın travmasını yaşarız. Sonra onu sembolik düzene tercüme etmeye çalışırız. Dahil edince ise kaygımız yatışmış olur. “Ölüme, hiçliğe, varlığın fenomenal dünyamıza kendini absürd dayatma tarzına” yani GERÇEK’in darbesi ile yüzleşmemize; bunları sembolik düzleme kaydetme girişimi ile cevap veririz. Tanrı fikri bu girişimin sonucudur. Böylece ölüm, hiçlik, yokluk gibi travmatik GERÇEK saldırılarına karşı korunaklı bir alan inşa etmiş oluruz. Artık GERÇEĞİN VURUŞU İLE baş edebileceğimiz enstrümanlar vardır elimizde: dualar, ritüeller, inancın gerektirdiği davranış biçimleri, ahlak kuralları ve eskataloji.

Print Friendly
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>