Gerçek, gerçeklik, hakikat nedir?

Plato'nun mağara allegorisi

Gerçek, gerçeklik, hakikat nedir gibi sorular ve izahlar felsefenin “ontoloji” yani varlık bilim alanına aittir. Gerçeğin bilgisine nasıl ulaşabiliriz gibi bir soru ise bizi felsefenin başka bir alanına “bilgi felsefesi” yani “epistemoloji” alanına sevkeder.

Platon’un ünlü “mağara” örneğini bilirsiniz.Antik Yunan düşünürlerinden Platon, günümüzden yaklaşık 2400 sene önce ortaya koyduğu idealar kuramı ile ,duyularımızın bize tanıttığı dünya ile görünüşün ardında yatan, onu var eden özün (hakikatin) farklı şeyler olduğunu ileri sürmüştü.

Duyumlarımızla kavradığımız varlıkların kaynağı, o şeyin esası yani “idea’sı” idi. Platon kuramını daha iyi açıklamak için bir “mağara” benzetmesine başvurmuştur.Mağarada yüzleri karanlık bir duvara dönmüş,   arkalarında kalan girişin ötesinde yakılmış ateşi göremeyecek şekilde oturan tutsaklar vardı. Bu tutsaklar baktıkları duvarda alevlerin ışığıyla arkalarındaki nesnelerden yansıyan belli belirsiz gölgeler görmekteydiler. İşte dış dünyayı hiç tanımamış bu tutsakların duyumlarıyla algıladığı ve bilebildikleri tek şey olan duvardaki gölgeler, nesneler dünyasını ve bu gölgelerin kaynağı olan asıl varlıklar ise idealar dünyasını temsil etmekteydi.

Platona göre idealar dünyası duyularla anlaşılamaz ve ancak akılla kavranabilir.  Platona göre “iyi ideası” az önceki örnekte , nesneleri aydınlatan ışık gibi olup tüm diğer ideaların üstünde yer alır. “Nous” kavramını öne sürdüğünde esasen Tanrı’yı işaret eden Platon, nous’un , doğayı, varlıkları her şeyi en iyi haliyle düzenleyen akıllı bir varlık olduğunu söyler.

İşte böylece duyu yolu ile algılanan ve yanıltıcı olabilen gerçeklik (doxa=yanılgı-sanı) ile gerçeğin bilgisi (episteme) ve varlığı (idea veya nous) arasında bir ayrışma felsefe tartışmalarına konu oldu.

Hakikate (dolayısı ile Tanrıya) akıl yolu ile ulaşılabileceğini ileri süren görüşe felsefede rasyonalizm deniyor. Descartes ile başlayan bu görüşün temsilcileri arasında Spinoza da vardır.

Kant ise bilgiye ulaşabilmenin imkanı ile uğraştı.Bu araştırmaların sonucunda insan zihninin bilmesinin imkanı olmayan bir alan olduğunu ileri sürdü.Bu alan “numen” denilen hakikatin alanıdır.

Materyalizm ,doğanın kendisinden öte bir gerçeklik olmadığını ileri sürer.Bu anlamda hakikat konusu materyalizmin üzerinde düşündüğü bir konu değildir sanıyorum.

Dr Can Güngen

Print Friendly
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>