Biutiful – “Güzel” bir İnarritu filmi (2010)

"Biutiful"

Uxbal, kardan bir gelinlik  giymiş ormanlık arazide, kendisinden genç görünen babası ile karşılıklı yürüyor

Filmin başındayız henüz ama aynı sahne ile filmin sonunda yine karşılaşacağız.

Çok hoş, dinlemesi içe sıcaklık veren bir diyalog geçiyor aralarında…

Genç yaşında ölen ve  mumyalanan cenazesini  bir vesile ile filmin ortalarına doğru görecek olan  Uxbal merakla bakıyor babasının gözlerinin içine doğru.

Baba keskin bakışlara sahip, delifişek bir delikanlı … Uzun planın sonuna doğru, babanın yüzünü perdenin ötesine çevirerek  yürümeye başladığını görüyoruz.  Uxbal gözleriyle takip ettiği babasına soruyor:Baba,  ne var o tarafta?”

Sahne değişti. Şimdi gerçek dünyadayız. Karbeyazı ormanın keskin soğuğu ve özgürlük duygusu veren açıklığı yok.. Tam aksine yakalanmışlık duygusu veren Barcelona varoşlarında, kirli arka sokaklardayız.  Uxbal’ın hayatına konuk oluyoruz.  Kırık dökük eşyalar barındıran, badanaları dökülmüş kiralık evinde, annelerinden uzakta Uxbal ile kahvaltı eden büyüğü kız, ufağı oğlan iki çocuk görüyoruz perdede.

Hasta Uxbal, keyfi yerinde değil,  işleri de. Ama serinkanlı, hayatının son dakikasına kadar hem de. Çocuklarına iyi babalık yapmaya kararlı. Duygularını bastırarak, epeyce sert sözler ve yüksek tonlu bir sesle de olsa onlarla ilgileniyor. Sofra adabına, birlikte oturulurken sarfedilen sözlere dikkat edilmesini  isteyerek keskin  bir otorite duygusunu yayıyor ortalığa.

Çocuklarının annesi Marambra, karmakarışık yüzü, acınası gülümsemesi ile arada bir evlerine misafir oluyor. Pek olumlu karşılanmıyor Uxbal tarafından bu ziyaretler.  Mood dalgalanmalarının açık denizinde seyreden Marambra şefkat hisleri uyandırmıyor değil, hem Uxbal hem de seyirci üzerinde.  Uxbal’in eski göz ağrısı belli,  ancak o yoğun duygular geride kalmış, şu anki hali ile iki çocuğunun sorumluluğunu alabilecek, uyuşturucu ve seksten uzakta düzenli bir hayat yaşayabilecek kendilik kıvamında değil Marambra.

Uxbal, ölmek üzere, ölülerle konuşurken yaklaştığını anlıyor kendi sonuna…

Ziyaret ettiği son evde ölü çocuk, geçen olaylarda pişmanlığını anlatıyor Uxbal’a, babasına iletmesini isteyerek…Küçük bir ücret karşılığı konuşuyor ölülerle Uxbal, daha doğrusu dinliyor… Almakta zorlandığı küçük bir ücret mukabili, bu işe kendisinin neden seçilmiş olduğunu bilmeden, tüm film boyunca hissedilen “vazifesini yapma zorunluluğu içinde” hareket ederek, odanın tavanında kendisine doğru bakan cesetlerin seslerini içinde hissederek…

Düşmüş bir kadın, düşen bir adam, yakında düşmek zorunda kalacak çocuklar. Küçük Mateo’nun yanlışlıkla yazdığı şekli ile “biutiful” sözcüğü filme ismini veren.  Düşük bir kelime ve düşen bir aile.

Ve Çinli, az bir kısmı Afrikalı göçmenler, boğaz tokluğuna çalıştırılmak üzere kente sokulan. Göçmenler için çalışan, tabir uygun ise göçmenlerin avukatlığını yapan, polis ile rüşvet ilişkilerine giren Uxbal.

Göçmenlere aldığı ucuz sobalar zehirlenmeye yol açıp, yüzlercesini sabahın dondurucu soğuğu altındaki depoda ölüme terk ettiğinde bile hala soruyoruz bu soruyu.

Uxbal’dan daha iyi bir insan olabilir miyiz?

Karlı orman boyunca, babası ile yürüyor Uxbal, İnarritu’nun muhtemelen en iyi filminin son sahnesinde.

Nefesinizi tutun, filmin başında kaçırdıysanız diyaloğu iyi dinleyin, öyle güzel ki…

Uxbal’ın yüzüne bakın, sesini dinleyin,  sonra sorun kendinize…

Ondan daha “güzel” olabilir misiniz?

Print Friendly
Bunlarda ilginizi çekebilir:

One Response to Biutiful – “Güzel” bir İnarritu filmi (2010)

  1. İnnaritu’nun en beğendiğim filmi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>