Ömrümüzden bir sene- 2010-Mike Leigh

Orijinal Adı: Another Year
Yönetmen: Mike Leigh
Oyuncular: Jim Broadbent, Lesley Manville, Ruth Sheen, Peter Wigth.

İngiltere’nin yetiştirdiği en büyük yönetmenlerden Mike Leigh’in bu yıl vizyona giren en iyi filmlerden birisi olmaya aday ‘Another Year/Ömrümüzden Bir Sene’sini izlemek için bir yıl beklemiş olmamız en basit tanımıyla talihsizlik.

2010 yılının Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan film şanslı olanlar tarafından bu yılki İstanbul Film Festivali’nde seyredilebildi.

Mevsimler gelir geçer…

Mike Leigh, dört mevsimin izinden giderek anlatığı hikayenin bahar bölümünde Tom ve Gerri çiftinin hayatını gözler önüne seriyor. Gerri’nin iş arkadaşı olan Marry’le de bu bölümde tanışıyoruz. Orta yaşı çoktan geçmiş olmasına rağmen ‘dikiş tutturamamış’ yalnız ve mütemadiyen sarhoş olan Marry, Tomm ve Gerri’nin ‘iyiliği’nden fazlasıyla nasibini alıyor.

Yaz aylarında ise Tom’un çocukluk arkadaşı Ken çıkıp geliyor. Sarhoşluk anında onun da trajik ve yalnız hayatını tanırız. Ama tıpkı Marry’de olduğu gibi aynı şefkat onu da sarıp sarmalar. Sonbahar’da Gerri ve Tom, oğulları Joe’nun sevgilisi Katie ile tanışırlar. Yeni bir ‘ideal’ çift daha yoldadır. Bu sırada Mary her sıkıştığında eve gelip gitmektedir. İdeal çift sayısı ikiye çıkınca Marry’nin ‘kaybedenliği’ daha da pekişmiş olur.

Kışa geldiğimizde ise, Tom’un ağabeyi Ronnie eşini kaybeder. ‘İdeal çiftimiz’, bütün cenaze sürecini organize eder, Ronnie’nin sorumsuz oğlu Karl’ın tutumu bile sükunetle geçiştirilir. Hatta Ronnie bir süre kafa dinlemesi için eve davet edilir.

Tom ve Gerry, “doğru sevginin analizi” isimli denememe örnek olabilecek karakterler. Ruhen “eudotimi”, yani hafifçe keyifli bir ruh hali içinde, sınırlarını bilerek, yersiz beklentilere kapılmadan, hayatla ve birbirleri ile didişmeden yaşayıp gidiyorlar. Yani filmde orta sınıf yaşam koşulları filan özellikle anlatılmıyor ama “orta halli bir ruhsal yaşam” özel bir vurgu ile anlatılıyor.

Tom ve Gerri

Çiftin konuşmalarına hafif bir mizah duygusu hakim. Isırmadan birbirlerine küçük küçük dokunuyorlar, şakalaşmalara sessizlik anları karışıyor, bazen bahçede çalışıp, bazen kitap okuyorlar. Dinlenme molası verdiklerinde bahçedeki küçük kulübede çay içiyorlar. Şarapla araları iyi ama bir kaç kadehi geçmiyor içtikleri. Ölçülü bir hayat yaşıyorlar yani, beklentisiz, hafifçe keyifli ama “esrik” değil.Çok derin konuşmaları olmuyor ve pek entelektüel sayılmazlar, ne var ki bu durum umurlarında da değil. Öte yandan medeni insanlar, dinlemeyi biliyorlar, karşılarındaki insanları hafife almıyorlar. İnsanların problemlerine kapılıp onlarla birlikte melankolik, acılı sulara da yelken açmıyorlar. Öyle yapsalar da o insanların sorunlarına çözüm bulamayacaklar, bunu biliyorlar.

Marry

Filmin önemli karakterlerinden Marry, histerik orta yaşlı bir kadın tiplemesi. Başkasının arzusunun nesnesi olmak istiyor, yani sahiplenilmek. Sürekli yakınlık arayışı içinde. Muhtemelen bu zorlayıcı-kompülsif- tutumu nedeni ile erkeklerden umduğunu bulamamış ve yalnız, umutsuz, kendine acıyarak yaşlanmakta…Gerry ile ilişkisi anne aktarımı üzerine kurulu.Ancak Gerry nin aktarımı tamamlayan bir davranış tarzı gösterdiği söylenemez. Duyarsız değil Gerry, ancak bir arkadaş olarak belirli mesafede kaldığını söyleyebiliriz.

Ken, Tom un çocukluk arkadaşı. Kısa bir ziyaret için Tom ve Gerry nin yanına geliyor. O da yaşamda hayal kırıklığına uğramış bir tip ve bu kırıklığı alkolizma ile dengelemeye çalışıyor.Ken için bağımlı, depresif tip diyebiliriz. Bu tiplerin kilolu ve alkolik olmaları tipiktir.Yakınlık ihtiyacı kadınlarda arzu nesnesi olmaya çalışan histerik tip görünümüne, erkeklerde alkolizme ve depresyona yol açar. Ken ve Marry arasında fırsat olmasına ve Ken’in Marrye yaklaşmasına rağmen filmde bir yakınlık gelişmiyor. Marry nin arzu nesnesi olmak istediği kişi bağımlı,alkolik, bağımlı ve depresif Ken değil çünkü, Marry kendisinde olmayan şeyi, yani Ken in tersine kuvvetli ve iradeli olan erkeği istiyor. Onun kuvveti ve iradesini paylaşmayı, Lacancı terminoloji ile söylersek “büyük ötekinin” onayını, “arzusunu” istiyor.

Ronnieye gelince…Ronnie karakteri ile ilgili çok ipucu vermiyor film ancak verdiği kadarı ile ölen karısı ile yakın bir ilişkisinin olmadığı, aynı evde iki yabancı oldukları anlaşılıyor. Annesinin cenazesine gelen ve uzun zamandır görüşmedikleri belli olan oğlu ise hem anne hem babasına kırgın ve kızgın belli ki. Ronnie’nin içe kapalı,donuk, şizoid karakterinin tersine oğlu öfkesini kıra döke ortaya saçıyor.Tom, karısını henüz kaybeden Ronnieyi kısa süreliğine kendi evlerine davet ediyor. Marry ile Ronnie arasında geçen filmin son bölümündeki iletişim ilginç gerçekten. Ronnie duygusal olarak donuk ve karısının ölümü ile de şaşkın bir tip. Marry ise muhtemelen Ronnie nin kendisinde olmayan ,duygularını ele vermeyen durgun tavrını iradesinin gücüne, erkekliğine bağladığından olsa gerek ona yaklaşmaya çalışıyor. Ancak cevap alamıyor. Zira Ronnie tüm yalnızlığına ve çaresizliğine rağmen duygusal bir ilişkiyi yürütebilecek kapasiteye sahip değil, hele Marry gibi zorlayıcı birisi ile asla…

Filmin bana hissettirdiği temel duygu, herkesin kendi dramasını bizzat yazdığı oyunlar oynadığı şeklindeydi. Bir sürü yanılsama, yanlış anlama üzerine kurulu hayatlara nasıl müdahale edebilir insan? Marry, Gerry gibi hem dengeli hem de mesleği terapi yapmak olan birisi ile sürekli yan yana iken hiç bir şey öğrenemiyor.Kendine acımaktan vazgeçemiyor, dengeli bir ilişki kurmayı beceremiyor. İnsanların dramlarını farketmek onların sorunlarını çözmek için yeterli olabilir mi? İnsanlara yakın davranabilirsiniz, onları dinleyebilirsiniz, birlikte yemek yiyip sohbet edebilirsiniz.Ancak onların hayattan beklentilerini, uğradıkları hayal kırıklıkları yüzünden kendilerine acımalarını,hayal görmelerini, iletişim kurmaya değil kurmamaya yarayan düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirebilir misiniz?

Tanıtım yazısında Tom ve Gerry nin genel tutumları hakkında zikredilen “yüzeyel ve sahici olmayan, bir duvarın arkasına gizlenen” şeklindeki sıfatların sebebi bu diye düşünüyorum. Sahici olmasına sahici ama insanların kendi yazdıkları dramları değiştirmek için doğal olarak yetersiz. Hayat böyle ve yaşanılan “bir diğer yıl” da geride kalıyor işte…

Print Friendly
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>