Deli miyim,neyim…

Neşe, keyif, mizah, yumuşaklık gibi öğeleri erdemden sayar mısınız bilmem. Ben artık saymaya başladım. Eskiden, cesaret, dikbaşlılık, tavizsizlik, gözükaralık, savaşçılık vb saldırgan kişilik eğilimlerini erdemden sayardım. Zaman geçtikçe “doğrular adına savaşmak” denilen şeyin optik yanılsamadan ibaret olduğunu, büyük hekim Hipokratın “önce zarar verme” şeklindeki ilkesinin yaşam sanatında da gözetilmesi gereken bir ilke olduğunu düşünmeye başladım.

Öyle ya, etrafınıza baktığınızda ne çok “doğrular adına” savaşan insan görüyorsunuz… Rudyard Kipling in, merhum Ecevitin çevirdiği “eğer” isimli şiirinde betimlendiği üzere, yalnızca kendi bildiğine, doğrusuna inanan, hayatını adayan insanlar ile çevrelenmişiz. Böyle “ilkelere” kilitlenmişken “demokratlık” denen erdemi pek içselleştiremiyoruz galiba…

Doğan Cüceloğlunun kitabıydı yanılmıyorsam, “savaşçı” isimli bir kitap.Cüceloğlu, düzgülü değil otantik bireyler olabilmek için başkalarının değerlerini cumburlop yutup, sindirmeden iç dünyada yabancı cisim gibi taşımamak gerektiğini söyler durur. Otantizm vurgusunu, düzgülülük eleştirisini Türkiyede yayınlanan popüler psikoloji kitaplarına en erken sokanlardan birisidir bu zat.

Ve fakat bu paradigmanın yanına başka bir paradigma ilave olmadıkça “otantizm” çabası çevreye zarar verici bir boyuta sürüklenebilmektedir. İzninizle bu “ilave” paradigmayı ifade edeyim: “Zarar vermeme” kaygısı, demokratça tahammül ile “yumuşaklık, mizah, neşelilik ve keyif ile süslü” bir dünya algısı…

Şimdi bir örnek, şu başbakanımız RTE ye dönüp bir bakalım…Kendisi Siirtte söylediği şiirde -nasıl yaptıysa- “halkı kin, nefret vesaireye şeyettirmekten” dolayı mahkum olduğunda, bir anda kendi doğrusu “kutsal ifade hürriyeti” olmuştu. Ne zaman ki 28 şubatta hocası ile birlikte ezilenler, mağdurlar kervanına katıldı  , o vakitten sonra  “mağdurun yanında olmak ” doğrusu oluverdi…

Böylece bahis konusu ilkeleri terkisine alıp atı mahmuzladı. İlkelerin anası, ampul partisi şaha kalktı ve aradan epeyi zaman geçti…

Geçen hafta şanlı başbakanımız RTE nin ampul partisinin Hopa mitinginde oraya kurulacak hidroelektrik santrallerini protesto etmeye kalkan bir grubun içinde polis müdahalesi sonrası bir ölüm oldu. Metin Lokumcu isimli bir emekli öğretmen polisin yakından sıktığı  bibergazı sonucu kalp krizi geçirerek öldü. Seçim mevzularının konuşulduğu bir televizyon programı sırasında konu Hopa protestolarına geldiğinde şanlı başbakanımız RTE nin söyledikleri ibret vericiydi. “Mağdurların yanında”, “ifade özgürlüğünün baş savunucusu” sn RTE   karşısındaki gazeteci Ruşen Çakıra “bir öğretmenin eline taş alıp protestoya kalkışmasını  yakıştıramadığını, bunu içine  sindiremediğini” söyledi. Ruşen Çakır, “ama efendim bahis konusu zat o protestolarda öldü, ne olacak bu durum” filan dediğinde cevabı ise daha da ilginçti: “Bilemem artık onu, öldü mü, kaldı mı,  yoksa ne oldu”. Başbakan senin bemim gibi değil, ilkeli adam tabi, ilkelere göre konuşur. “Bir emekli öğretmen eline taş almaz, alamaz, alırsa öle de bilir, eee sonucuna katlanır.” Sağ kalanlar ile yola devam…

Böyle ilkeli insanlar gördükçe, ilkelerden, savaşçılıktan iyice soğuduğumu hissediyorum doğrusu…

Bu manzara bana “önce zarar verme” paradigmasının her türlü kişisel doğrunun önünde geldiğine inandırıyor.

Sakin ve keyifli insanlar olabilsek,yumuşaklığı erdem kabul etsek, mizahı kullanmayı bilsek, tartışmaları savaş alanına çevirmesek zaten fikir alanındaki çatışmalar fiili savaşlara dönmeyecek, hepbirlikte bu denli zarar görmeyeceğiz.

İlerlemecilik mantığını ve savaşçılığı , ilkeliliği filan bir kenara bırakmayı düşünüyorum. Herkese de tavsiye ederim. Gayet tabi eleştirelliğimden vazgeçecek değilim. Ancak yerinde, dozunda, fazla tahripkar olmayacak şekilde davranmaya, müsamahakar olmaya dikkat edeceğim.

Oyun böyle, bu kurallara göre oynanmazsa ne olacak?
İlke savaşına filan girmeye niyetim olmadığını söylemiştim, yapacağım şey basit: Kenara çekileceğim…

Deli demezseniz bana, belki kendi kendime güler, kikirder, oynarım…

Print Friendly
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>