Deleuze ve Guattari:İmgesele dönüş

Deleuze

Karşı Oidipus: Kapitalizm ve Şizofreni isimli kitabın yazarları Gilles Deleuze ile Felix Guattari, Freud ile Marx’tan alınan “arzu”, “üretim” ve “makine” kavramlarını yeni bir düşünce içerisinde biraraya getirmişlerdir: bizler arzulayan makineleriz. Deleuze ile Guattari dilde açığa çıkan dışsal arzu görüntüsünü delire diye adlandırırlar. Delire arzu makinesi tarafından üretilen bir etkidir. Karşı-Oidipus bu anlamda delire’ın kolektif doğasına, (bir birey tarafından üretilse dahi) toplumsal niteliğine vurguda bulunur. Günümüzde başat eğilim delire’ı özelleştirmek yönündedir. Bu eğilime karşı Deleuze ile Guattari örtük olarak 1970′li yılların Fransız Solu’nun sloganlarından birini uyarlamışlardır: Kişisel olan siyasaldır. Kişisel ile toplumsal, bireysel ile kolektif arasında hiçbir ayrım yoktur. Hem siyasal hem de psikolojik alan, hem siyasal (sınıf mücadelesi) hem de birey (delire) üstünde etkileri bulunan aynı enerji ve libido biçimiyle yayılırlar. Libido ve siyaset birbirine sızabilen alanlardır.

Deleuze ile Guattari başlıca iki toplum biçimine karşılık gelen, biri paranoid diğeri şizofrenik iki tür arzudan söz açarlar:
Faşist ve devrimci. Toplumsal terimlerle konuşuldukta, bu ikisi arasındaki ayrım otoriter ve özgürlükçü örgütlenmeler arasındaki ayrıma eşdeğerdir: Bir yanda merkezileşmiş iktidarlarında ayak direyen devletler, diğer yanda toprak sınırları ve sıradüzen dizgeleri olmayan gevşek küçük topluluklar -göçebe toplulukları gözünüzün önüne getirin- bulunur. Deleuze ile Guattari bu noktada delire’ a ilişkin iki kutbun söz konusu olduğunu ifade ederler.

-
Bu kutuplardan ilki, yörüngesi uçuşa ayarlı gerçek şizofrenik delire iken, ikincisi sıradüzenli devletin yetkeci yapısına dayalı gerici paranoid delire‘ dır.

Delueze ile Guattari deliliğe sempatiyle yaklaşırlar, Karşı Oidipus’ta modern yaşamda us ile dürtü arasında bir türlü bağdaşmayan bir ilişki olduğu saptamasında bulunurlar: Modern dünyada içtenlik insandan büyük ölçüde koparılmaktadır. Lacan’ın merkezinden edilmiş özne düşüncesini kendilerine temel alan düşünürler, bu bağlamda Lacan’ dan bir adım öteye giderek, şizofrenin kişisel ve toplumsal deneyim arasında hiçbir ayrım gözetmediğini dile getirirler. Kişisel dışavurumlar başlıbaşına birer siyasal anlatımdır. Şizofren için sözcük ile şey, söylemek ile yapmak bir ve aynı şeydir. Sözcük ile eylem, istek ile eylem arasındaki ilişki doğrudan ve dolaysız bir ilişkidir. Bir anlamda Deleuze ile Guattari “bir şizofreni siyaseti” geliştirmişlerdir.
Onlara göre şizofrenlik diğer deneyim türlerine göre üstün sayılması gereken bir deneyimdir. Şizofren insan asla Odipal hapishaneye tutsak düşmez; bilinçdışının çarpıtılan, dondurulan, düzlenen karmaşıklığına ve ele avuca sığmazlığına karşın, şizofren bir biçimde topluma ilişkin temel doğrularla temasa geçmekten geri kalmaz.

Kısaca söylendikte, Deleuze ile Guattari imgeselle kaynaşma ilişkilerine olduğu denli akışa olan yatkınlığı nedeniyle de şizofren insanı göklere çıkartırlar. “Benlik” bütünüyle bir akış, bir parçalılık, bir makine parçaları toplamıdır. İnsan ilişkilerinde, eksiksiz bir insan asla başka bir eksiksiz insanla sözcüğün tam anlamıyla ilişkiye geçemez, çünkü “eksiksiz insan” diye bir şey yoktur. Olsa olsa “arzulayan makineler” arasında birtakım bağlantılar vardır. Bölük pörçük olma yalnızca şizofrene özgü bir şey değil, insan olmanın evrensel bir koşuludur.

Deleuze ile Guattari/nin çalışmalarının sıradüzenli devlet ile göçebe topluluk, paranoya ile şizofreni gibi kavramsal ikilikler [dichotomies] içinde yürüdüğünü farketmek gerekir. Genellikle arzunun ihtiyaçtan ayrı tutulması gerektiği, çünkü arzunun asla doyuma ulaştırılamayacağı söylenir. Arzu bitip tükenmek bilmeyen, daima canlı kalan bir özlemdir. Yine de arzuyu kavramanın birtakım yöntemleri yok değildir. Sözgelimi Lacancı psikanaliz geleneğinde arzuya kendisine özlem duyulan nesnenin yitirilmesinin ardından ona yeniden ulaşmak için verilen çaba gözüyle bakılır. Ne var ki Deleuze ile Guattari, Lacanın gerçek diye bir şeyin olanaksız olduğu biçimindeki tanımını kabul etmeyerek söz konusu tanımlamayı başaşağı çevirirler:“Gerçeklikte herşey olanaklı olur”. Gerçeklik arzularımın kurduğu bir şeydir.

Deleuze ile Guattari/nin birlikte yazdıkları kitap “neşeli bir özgür oyun etkinliği içinde insanda derin bir varoluş coşkusu uyandıran enerjilerin” kutsanması anlamında açıkça Nietzschecidir. Şizofren, kendisini özgür, sorumsuz, yalnız ama neşeli bir insan olarak üretir; hiç kimseden izin istemeden dilediğini söyleyebilir, istediğini yapabilir. Arzu hiçbir şeyden yoksun değildir; bütün engellerin ve kurallar düzeninin üstesinden gelen bir akıştır. Arzu bundan dolayı her ne olursa olsun asla bir ego olarak tasarlanamaz. Şizofren deli olma korkusuna bütünüyle son vermiş kimsedir.
-

Deleuze ile Guattariyi eleştirirken, arzu anlayışlarının katıksız bir idealizmin en yüksek noktasına ulaştığını söylemek isterim. Karşı-Oidipus’ a sıcak bakan bir yorumcu bir süre önce şu noktalara dikkat çekmişti:Öğüt/ “kendine izin ver” dir. istediğin her şeyi yapı yeter ki çığlıkların senin çığlıkların olsun. Başka bir deyişle, risk altına girmekten korkma, sağduyu taneciklerinin üstüne üstüne git. Bu sav, yaşanan durumun değerlendirilmesi için hiçbir nesnel temel önermez; yalnızca eyleme çağrıdır.

-
Deleuze ile Guattari’nin üretken arzu kavramı Nietzsche’nin erk istencinden başka bir şey değildir. Onlara göre, daima birilerinin diğerlerini ezdiği tek bir sınıf, köle sınıfı vardır. Bütün bunların bir sonucunu, sınıf mücadelesinin kibarca müzeye kaldırılması düşüncesi oluşturur. Karşı-Oidipus’un sözdağarı kimileyin Marxçı kimileyin de açıkça Freudcu olsa da, eleştiri anadamarı başından sonuna dek Nietzschecidir.
-

Postyapısalcılık ve postmodernizm-Madan Sarup s.136-143 Bilim ve Sanat Yayınları

Print Friendly
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>