Özneye bakış: Kant, Hegel, Marx’da özne kavramı

Marx’ın düşüncesiyle ilgili bütün bu açıklamalar başka ve önemli bir sorunu, “özne sorunu”nu gündeme getiriyor. Gerçekten toplumsal gelişmeyi sağlayan “özne” ya da “özneler”den söz edebilir miyiz? Tarihin “özne” olarak niteleyebileceğimiz bir yapıcısı var mıdır? Balibar Marx’ın pozisyonunu netleştirmeye çalışırken, bu soruya da Alman idealizminin “özne” anlayışını özetleyerek ve eleştirerek yanıt arıyor.

Alman idealizminin kurucusu Kant, “özne”yi hem tüm bireylerin üstünde hem de her bireyde mevcut (Foucault’nun “empirico-transcendantal ikili” dediği) bir “evrensel bilinç” olarak tasavvur etmişti. Fenomen dünyasının kurucusu olan bu bilinç, evreni zaman, uzay ve nedensellikten oluşan “saf aklın kategorileri” çerçevesinde değerlendiriyor ve “anlaşılabilir” kılıyordu.  Bu “anlaşılabilir dünya”nın berisi “metafizik kuruntular”dan, ötesi de “pratik akıl”ın ahlaki ereklerini hükümran kılan “kesin emirler”den (“impératif catégorique”lerden) oluşuyordu .


Daha sonra, Hegel, “doğal dünya ile ahlak dünyasının ayrımını reddederek bilincin tecrübesini tarihi tecrübe olarak değerlendirdi”; fakat “kurucu bilinç” belirleyici öğe olarak yerinde kalmıştı ve böylece bu bilinç “doğal ve kültürel formlar içinde yabancılaşan aklın veya esprinin çeşitli tecrübelerle kendine dönerek bizzat kendi yapısını, kendi ‘lojiğini’ seyretmekten başka bir şey yapmıyordu” (s. 65) İşte Marx bu içine kapalı ‘bilinç’ dünyasının sınırlarını aşıyor ve onun dayanağı olan nesnel dünyayı yorumluyordu. Bu dünya işbölümüne, çalışmaya, mal üretimine ve değişime dayanan (Marx’ın “ikinci doğamız” dediği) bir dünyaydı. Bu yüzden Marx, Kapital’de, “burjuva ekonomisinin kategorileri sosyal geçerliliğe, dolayısıyla nesnelliğe sahip kategorilerdir” demişti. Fakat bu dünyanın algılanmasında hayali ya da Marx’ın algı-dışı dediği fantazmatik öğeler, somut, gözlenebilir, ölçülebilir olgularla iç içe bulunuyorlardı.

Marx’ın düşüncesinde kurucu bir “bilinç” ya da “özne” yoktu. Dünya “bilinç” modeli üzerine kurulmuş hiçbir “aşkın özne”nin eseri değildi. Eğer mutlaka bir “özne”den söz edilecekse, o da çoğul, anonim ve kendi hakkında bilinçsiz, pratik bir özneydi. Tarih ve toplumun yapıcısı bizzat toplumun kendisiydi ve bireyler de pazar ekonomisinin ilişkiler demeti içinde her şeyden önce alıcı ve satıcı sıfatlarıyla malların yanında yer alıyor, “ekonomik birimler” olarak ortaya çıkıyorlardı. Bu bağlamda “fetişizm”i yaratan da herhangi bir “bireysel özne”, “akıl” ya da “bilinç” değil bütünüyle, tüm çelişik ilişkileri içinde “toplum”du. Kısaca kapitalist toplumda fetişizmi insanlar yaratmıyordu; toplum fetişizm bağlamında belli tür insanları yaratıyordu.

———————————

Althusserin yakın çalışma arkadaşlarından Balibar ile ilgili Taner Timurun kaleme aldığı makaleden bir bölüm okudunuz.Bu alıntı ile özne sorunsalına bir giriş yapalım.

1.Özne ne demektir
2.Özneyi kim kurar,bireyin bizzat kendisi mi,tarih mi,toplum mu,hepsi mi?

Özne için ” algılayan ,muhakeme eden ve seçim yapabilen” bilinçtir diyebiliriz. Özne kavramında bilinçten, bilincin mekanik işleyiş tarzından öteye giden bir ima bulunmakta.Bu imanın bir ucu metafizik ruh kavramına uzanıyor.Descartesci kartezyen özne maddi ve ruhani varlığı ile ikili bir töze sahipti. Kant ruhtan bahsetmese de dünyayı uzay-zaman ve nedensellik kategorileri dolayımı ile anlamlandıran bilinç ile kategorilerin ötesinde bir yerden orijin alan ahlaki yasaların (koşulsuz buyruk) arasında -tıpkı kartezyen tarzda- bölünen özneden bahseder.

Özne, Hegele kadar kah tanrının gönderdiği kah nereden geldiği bilinmeyen ,orada öylece duran bir töz bağlamında “verili özne”olarak algılanmıştır.Kant saf aklın eleştirisi ile aklı analiz etmiş ancak bu aklın nereden geldiği , öznenin nasıl kurulduğu ile ilgili bir spekülasyona girişmemiştir.Bu spekülasyona girişen Hegeldir.Hegel içine tarih ve toplumun da katıldığı bütünlüklü bir felsefi sistem inşa etmiştir.Tanrıyı “mutlak akıl ya da tin” olarak aldıktan sonra öznenin nasıl olup da tinden kopageldiği ve yolculuğu sonrası ona geri döndüğünü ortaya koymuştur.Bu esnada değişim ve gelişmeleri ,toplumun, devletin ,kurumların doğuşunu göz önünde tutmuştur.Hegel okuyan birisi dünyayı,evreni ,insanı herşeyi ayrıntıları ile izah eden bir bir sisteme bakmaktadır..Oysa Kant okuyan kişi şeylerin ötesinde ne olduğuna dair bir fikir edineme şansına sahip değildir..

Öznenin nasıl kurulduğu sorusu ikinci bir sorundur. Bu sorunun cevabı Descartesçi kartezyen özne söz konusu ise tanrının verdiği ruh sayesindedir. Özne kendi varlığını içinde bulduğu tanrı inancı ile ispatlar.Mükemmel bir varlığın fikri insanın dünya üzerinde deneyimleme imkanı olan bir bilgi değilken akılda bulunabilmektedir.Tanrı varsa onun yarattığı özne de vardır. Özne bu bilgi ile başlayarak ve apaçık gerçeklere tutunarak kendisini idrak eder..

Hegel öznenin kuruluşunu tinin kendisine yabancılaşarak çokluk içine düşmesine bağlar.Böylece dünyaya düşen bilinç geçirdiği aşamalardan sonra mutlak olanın bilgisine bizzat Hegelin felsefesi sayesinde ulaşır.

Marx ise öznenin kendiliğinden kurulmadığını , toplum tarafından tarihsel olarak geçerli üretim ilişkileri çerçevesinde ortaya çıktığını ileri sürer.Böylece “humanist ve aydınlanmacı” ,kendi kendisini kuran özne anlayışından uzaklaşmış olur.Marx, Hegel gibi “değişimin yasası olarak diyalektik ilkeyi” kabul eder.Tarih boyunca toplumların üretim biçimleri doğrultusunda sosyal formasyonlara sahip olduklarını ve öznenin bu formasyonun bir ürünü olduğunu ileri sürer.Böylece “verili özneden” , “özcülükten” farklı bir yöne doğru meyledilmiş olur.İnsanın önceden belirlenmiş ,verili bir özü yoktur.Özne sonradan inşa olunmaktadır.Bu süreci ve sürecin yasalarını ortaya koyan Marx ,değişimin başıboş,gelişi güzel bir süreç olmadığını ,anlaşılabilir ,öngörülebilir bir süreç olduğunu göstermiş olur.Althusser, Marxın düşüncelerindeki “belirlenimci unsurları” özel bir yöntem olan “semptomatik okuma” ile seçerek okumayı denemiş ve  “teorik antihumanizm” denilen öznenin tamamen ortadan kalktığı ,tarihin “öznesiz ve ereksiz” bir süreç olduğu türden düşünsel bir sistem inşa etmiştir.

Print Friendly
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>