Doğacılık -Natüralizm

Gündelik dildeki genel anlamıyla doğayı, doğaya ait olanları kutsayacak ölçüde yüceltme eğilimi; varoluşun anlamını beslenme, üreme, doğum, ölüm gibi doğal süreçlerle açıklama arayışındaki felsefe anlayışı; her şeyin ölçüsünü doğada bulan, yaşamın tek gerçek yol göstericisinin doğa olduğunu, doğanın kendiliğinden var olduğunu, dolayısıyla da doğayı aşan ya da doğaının dışında bir yararcı neden olamayacağını savunan, bir biçimde doğanın varlığını yadsıyan bütün öğretilere karşı çıkan felsefe öğretisi.
—–

Bunların yanısıra, dinlerin doğuşunda ay, güneş, ateş, gökgürültüsü türünden doğal nesneler ile doğal olayların insanlaştırılmasının yattığını ileri süren tarih görüşü; toplumsal kurumların yeniden yapılandırılmasında, yaşama yeni bir yön çizilmesinde, düşünmeye yeni bir gelecek belirlemede bütünüyle doğaya, doğal olana geri dönmeyi savunan toplumbilim öğretisi.

Doğacılık, doğada bulunan her şeyin “doğa deneyi” diye adlandırdığı görünüşlerde bulunduğunu düşünmesi nedeniyle, her türden doğaüstücü yaklaşıma karşı tepki olarak geliştirilmiş bir felsefe konumudur. Doğayı ortaya koyan deney, buna karşı deneyi olanaklı kılansa doğanın deneye açık gerçekliğidir. Doğacılık bu anlamda belli bir insan teki dışında tümel bir zihnin varlığını tanımadığı gibi, belli bir doğa alanına ait olmayan bütün değer tasarımlarının geçerliliğini de bütünüyle yadsımaktadır.

Bu genel savunuya bağlı olarak, erekbilgisel doğa anlayışının ileri sürdüğü “bütün doğa tek bir erek doğrultusunda varolmaktadır” yollu sava da kesin çizgilerle karşı çıkmaktadır. Buna göre, doğanın bir bütün olarak tek bir ereği gerçekleştirmek adına var olduğunu söylemek, araştırılması ilkece olanaksız doğaüstü bir varlığı yoktan yere tasarlamakla eşdeğerdir.

Nitekim doğacılık, doğadaki bütün varlıklar ile bütün doğal süreçler için bağlayıcı tek bir erek aramak yerine, değişik varlıklar ile süreçlerin kendilerini gerçekleştirmelerine yönelik alabildiğine geniş bir erek çokluğu olduğu bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini savunmaktadır.

    Tam bu noktada doğalcılık, bütünüyle yanlış temeller üstüne kurulduğunu düşündüğü iki öğretiden kaçınmaya ayrı bir özen göstermektedir.

  • Bunlardan ilki, başta insan eylemleri olmak üzere doğadaki bütün etkinliklerin düzenekçi bir yolla belirlenmiş olduklarını, dolayısıyla da doğanın kendinde bir özgürlük aramanın yersiz bir çaba olduğunu ileri süren maddeci öğretidir.
  • İkincisi de, ereklerin geleceğin şimdi üzerindeki etkilerine kaynaklık ettiği düşüncesine dayalı olarak, özgürlüğü doğaüstü ya da doğadışı bir aşkın kaynakla açıklayan idealizm öğretisidir.

Kuşkusuz doğacılık anlayışının felsefe tarihinde ilk görüldüğü yer, doğadaki bütün varlıkların bir canlan olduğunu ileri süren Sokrates öncesi fılozofların “canlıcılık” anlayışıdır. Doğa felsefesi dönemİ diye de anılan bu çerçevede canlı doğanın felsefi birliği olarak kavranan doğacılık, eskiçağ evren bilgilerinde doğadaki şeyler çokluğu ortasındaki insan zihninin doğayı onunla birliğe ulaşarak kavrama çabasını sergilemektedir. Bu aynı bağlamda Stoacı tanrı tasarımında doğanın dünyanın ruhu ya da canı olarak temellendirilmesinde içerimlenen doğacılık, açıkça yine insan kavrayışının birliğe susamışlığının, dinsel duygulanımlara bir kaynak arayışının ürünüdür. Stoacı dönemin Romalı düşünürlerine göre doğacılık ilkesi felsefede bir birlik tasarlayabilmenin baş koşuluyken, sıradan Romalı yurttaş içinse doğadaki sayısız tanrısal öğeyi açıklayabilmenin, gündelik yaşam pratiklerindeki kutsallığı belli bir kaynağa bağlayabilmenin olmazsa olmaz dayanağıdır.

Öte yanda tüm tanrıcılık, özellikle modem biçimlerinde, açıkça doğacılık anlayışı üstüne bina edilmiş bir felsefe düşüncesidir. Spinoza’nın “töz”ünün, Fichte’nin “bireşim”inin, Schelling’ in “özdeşlik”inin, Hegel’in “saltık”ının altında kendi görüşlerince doğacıcık anlayışı yatmaktadır.Gerek Hegel’in doğa felsefesinde gerek Yeni Hegelcilik’te doğacılık, insanın birliği ile tanrısal bilincinin tinsel ya da metafizik biçimini meydana getirmektedir. Bununla birlikte, idealist doğacılık yaklaşımı Romantik Okulun önde gelen yazarları Goethe, Shelley, Wordsworth ve Coleridge’in yazılannda açıklıkla görülebilmektedir.

Doğacılığın idealist biçimi en üst anlatımını aşkınsalcılık anlayışında bulmaktadır. Bir başka bağlamda doğacılık, doğaya tapınma anlamında bir din anlayışı olarak yorumlanmaktadır. Buna göre, dini olmayan “doğacılık” anlayışından bütünüyle ayrılan dinsel doğacılık, en azından tek tanrılı dinlerin Tanrı tasarımlarıyla yaklaşıldığında açıkça tanrı tanımaz bir felsefe dizgesidir. Doğacılık bu yorumun gözünde Tanrı’ nın dünyada bağımsız varlığı düşüncesine, insan ruhunun ölümsüzlüğü öğretisine, ahlaksal düzenin insan eliyle değil Tanrı tarafından konulduğu savına bütünüyle karşı çıkmaktadır. Yine aynı çerçevede, bir din anlayışı olarak doğacılığın tarih içinde üç ana aşamadan geçerek günümüze geldiği düşünülmektedir:

(i) budunbilimsel doğacılık; (ii) metafizik doğacılık; (iii) bilimsel doğacılık.

Print Friendly
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>