Sokrates ve Alkibiades

Atinalı bir devletadamı ve general olan Alkibiades (450-404) Peloponez savaşı sırasında Spartaya karşı etkili olmasına karşın 415 deki Sicilya seferi sırasında yalan suçlamalar üzerine Atinaya geri çağrıldı. Daha sonra Ege de Atina donanmasının amirali oldu ve 410 da Peloponez donanması üzerinde bir utku kazandı. 404 te Atinanın Spartaya yenilmesi üzerine Frigyanın Pers valisine sığındı, ama çok geçmeden öldürüldü.

Atinanın en ünlü ailelerinden birinin varlıklı oğlu Alkibiades Periklesin koruması altındaydı ve Sokratesin öğrencisiydi. Gençliğinde bir hoppa olarak ve kendini yasanın üzerinde gören biri olarak ün kazandı. Karizmatik bir politikacıydı ve tarihçi Thukididese göre 4152te Atinalıları Sicilyayı ele geçirmeye inandıran oydu. Başarısızlığa uğrayan seferin komutanlarından biri kendisiydi

Resim

Socrates genç Alcibiades'e ders veriyor

Haklı olarak denir ki, Sokratesin ona gösterdiği yakınlık ve dostluk ün kazanmasında büyük ölçüde etkili olmuştur. … Alkibiadesin güzelliğine gelince, belki de yalnızca onun yaşamının tüm çağlarında çiçeklenmeyi sürdürdüğü, ve çocukluk, gençlik ve yetişkinlik dönemlerinin her birinde ona bu yıllarına uygun düşen bir incelik ve çekicilik verdiğini söylemek yeterlidir. Euripidesin “güzelin sonbaharı da güzeldir” sözleri evrensel olarak doğru değildir. Ama az sayıda başkaları arasında, bedeninin yapısından ve gürbüzlüğünden ötürü, Alkibiades için de kesinlikle doğrudur.

İleri yıllarında karakteri birçok tutarsızlık ve belirgin değişiklikler sergiledi, ve bu durum büyük girişimlerinin ve talihindeki sayısız değişimin ortasında bütünüyle doğaldı. Ama gerçek karakterinin birçok güçlü tutkusu arasında en güçlüsü üstünlük için duyduğu hırstı. Bu çocukluğuna ilişkin olarak bilinen öykülerden açıktır.

Okulda genellikle öğretmenlerine gereken saygıyı gösterirdi. Ama özgür bir yurttaşa yakışmadığını ve soylu olmayan bir iş olduğunu düşündüğü için, flüt çalmayı reddetti. Lir ya da lüt çalmak kibar birine yakışan görünüşü bozmazken ya da kişinin yüzünü çirkinleştirmezken, dedi, buna karşı flüt çalan birinin yüzünü en yakın arkadaşları bile güçlükle tanıyabilirdi. … “Öyleyse” dedi, “flütler Thebesli gençler içindir. Onlar nasıl konuşulacağını bilmezler. Ama biz Atinalılar, babalarımızın dediği gibi, kurucumuz olarak Athena’yı ve koruyucumuz olarak Apollon’u biliriz. Bunlardan biri tiksinerek flütü elinden fırlatmış, öteki ise gösterişçi flütçünün derisini yüzmüştür.

“Athena şişen yanaklarını bir kaynağın
sularındaki yansısını gördüğü için flütü fırlattı.
Satir Marsyas bir müzik yarışmasında
Apollon tarafından yenilince diri diri derisi yüzüldü.”

Resim

Jean-Baptiste Regnault 1785
Socrates Alcibiades’i bir Heretia olan Aspasia’nın elinden kurtarmaya çalışıyor
..

Çok geçmeden soylu doğumlu pek çokları Alkibiades’in çevresinde toplanarak ilgisini ve dostluğunu kazanmak için kur yapmaya başladılar. Bunların çoğu açıkça gözalıcı ve olağanüstü güzelliğinin çekimine kapılmışlardı. Ama çocuğun doğal soylu niteliklerine ve iyi yanlarına en büyük tanık Sokrates’in ona duyduğu sevgidir.

Sokrates bunların onun dışsal güzelliğinde ışıl ışıl sergilendiğini gördü, ve varsıllığının ve konumunun, ve dalkavukluk ve yaltaklanma yoluyla onun duygularını kazanmaya çalışan Atinalıların ve yabancıların onun üzerindeki bozucu etkilerinden korkarak, eğer olanaklıysa araya girerek onu korumaya ve böylesine güzel serpilen bir çiçeğin vereceği meyvanın yokolup gitmesini önlemeye çalıştı.

Çünkü Talihin “yaşamın armağanları” dediğimiz şeyler tarafından felsefenin gözüpek ve özgür uslamlamalarının ona ulaşamayacağı ve onu tam yüreğinden yakalayamayacağı bir yolda kuşattığı hiçbir insan yoktur. Bu Alkibiades için de böyleydi. Daha baştan şımartılmış olmasına karşın, ve onu bilgilendirip eğitecek birine kulak vermesinin önüne geçmek için onu hoş tutmaya çalışan kişiler tarafından engellenmesine karşın, Alkibiades yeteneklerinin iyi nitelikleri yoluyla en sonunda herşeyin Sokrates’te olduğunu gördü ve ona sıkı sıkıya sarılarak varsıl ve ünlü sevgililerini bir yana bıraktı.

Ve kısa bir zaman içinde birbirlerine yakınlaştılar, ve insana yaraşmayan hiçbir hazzın peşinde olmayan, hiçbir öpücük ve kucaklanma beklemeden yalnızca ruhunun zayıflığını ortaya çıkarmaya ve boş ve aptalca kibirini kırmaya çalışan bir sevgilinin sözlerine kulak vererek…

“Savaşçı bir kuş olmasına karşın,
Tıpkı bir köle gibi, düşük kanatlarla ona yaslandı.”

Sokrates’in çabalarının gerçekte tanrıların gençliğin sakınımı ve esenliği için bir tür önlemleri olduğunu düşünmeye başladı. Böylece kendini küçümsedi ve dostuna hayran oldu, ve onun esirgeyen inceliğini severek ve erdemine taparak, Platon’un dediği gibi, sevginin sevgiye denk düşen bir imgesini kazandı, ve herkes geri kalan sevgililerine karşı kaba ve uzak dururken Sokrates ile birlikte yemesi, alıştırma yapması ve aynı çadırda yaşaması karşısında şaşkınlığa düştü.

Karısı Hipparete erdemli ve sevecen bir kadındı. Ama kocasının Atinalı ve yabancı fahişelerle düşüp kalkmasına dayanamayarak onun evini terketti ve erkek kardeşinin yanına yerleşti. Alkibiades görünürde buna aldırmadı ve densizliklerini sürdürdü. Bunun üzerine Hipparete boşanma istemini yetkililere sunmaya karar verdi. Ama yasa bunu arkhona vekil yoluyla değil, doğrudan kendisinin bildirmesini gerektiriyordu. Böylece yasaya uyarak bunu yapmak için kamu önüne çıktığında, Alkibiades geldi, kadını yakaladı ve Agoradan geçirerek eve götürdü. Hiç kimse ona karşı çıkmayı ya da kadını ondan almayı göze alamadı. Hipparete ölünceye dek onunla birlikte yaşadı. Ama olaydan kısa bir süre sonra, Alkibiades’in Efes’e bir yolculuk yaptığı bir sırada öldü.

Henüz çok gençken, Potidaea’ya karşı girişilen seferde bir asker olarak hizmet etti. O sırada Sokrates onunla aynı çadırda kaldı ve savaşta onun yanında durdu. Bir keresinde şiddetli bir çarpışma yer aldı ve bunda ikisi de büyük yiğitlik gösterdi. Ama Alkibiades yaralanıp yere düştüğü zaman onun başında duran, onu savunan ve büyük bir yüreklilik göstererek düşmandan onu, silahlarını ve herşeyini kurtaran Sokrates oldu. Böylece, en büyük haktanırlıkla, yiğitlik ödülü hiç kuşkusuz Sokrates’e aitti. Ama generaller Alkibiades’in yüksek konumunu dikkate alarak bu durumun onurunu açıkça ona vermekten yanaydılar. Bu yüzden öğrencisinin onurlu tutkularını güçlendirmek isteyen Sokrates tüm geri kalanları onun yiğitliğine tanıklık etmeye yöneltti ve onu taçlandırmalarını ve tam zırhlı donatımı ona vermelerini istedi.

Resim

Socrates'in heteriaların elinden kurtarmaya çalıştığı Alkibiades'i konu alan bir başka tablo

Alkibiades Sokrates’in gözde öğrencisiydi ve Platon’un Simpozyum’undaki karakterlerden biridir. Atina2da ayrıcalıklı bir yaşam sürdürdü ve anlatılara göre olağanüstü güzel, çok varlıklı ve her zaman neşeli ve heyecanlıydı. Bu nedenlerle çok fazla dedikodu, hayranlık ve eşit ölçüde düşmanlık konusu oldu. Gençliğinde Sokrates’in öğrencisi oldu, ve bir erkek ve bir genç arasındaki Yunanlılara özgü aşkı yaşadıkları konusunda anıştırmalar vardır. Platon’un kendisi bunu bir erkek ve bir kadın arasındaki salt erotik ilişkiden daha üstün bir duygu ilişkisi olarak görüyordu. Alkibiades’in kadınlarla ilişkileri birçok tabloda konu edilmiştir. O da kendi gününün genç Atinalı erkekleri gibi sık sık kentin hetairalarını ziyaret ederdi. Seven bir koca değildi ve bu nedenle karısı Hipparete tarafından terkedildi.

Hetairalar yalnızca üst-sınıf fahişelerden daha çoğuydular. Eski yazınsal kaynaklara ve vazolardaki sahnelere göre hetairalar akıllı ve eğitimli kadınlardı. Olabilecekleri tüm güzelliği olurlar, çok şık giyinirler, ve Atinalı evli kadınların baskıcı yaşamları ile keskin bir zıtlık içinde yaşarlardı.Athenaus’un yazılarına göre, hetairalar söyleşi sanatında, şarkı da içinde olmak üzere müzikte ve dansta eğitilirlerdi. Ama parasal güvenlikleri ya da tüzel bir korunmaları ve aileleri yoktu. Aristokratik erkeklere para ile eşlik eden hetairalar politik ve felsefi tartışmaları birleştiren simpozyumlara davet edilirler, ve bu simpozyumlarda Atina’nın en güçlü ve nüfuzlu kişileri ile tanışırlardı.

Birçok eski yazara göre Perikles’in sevgilisi olan ve Platon’un Simpozyum’unda sözü edilen Aspasia Atina’daki en ünlü hetairai evini işletiyor, orada genç kadınları eğitiyordu (Plutark, Perikles’in Yaşamı, 24.3). Aspasia Sokrates tarafından bir rhetorik öğretmeni olarak kabul edildi. Evindeki kadınlara eşeysel becerilerden daha çoğu öğretilirdi. Aristofanes ve kimi başka yazarlar “Aspasia”nın fahişeleri’nden söz ederler

Resim

Alkibiades metresinin önünde diz çöküyor-Regnault..

Regnault yorumunda Sokrates ile bağdaşmayan çok şey vardır. Aslında bu hermeneutik bakış açısında Sokrates kendisi değildir. İmge sanatçının kendisinin ve kültürünün moral karakterini yansıtır, Atina tinine yabancı, erdemsiz ve yakışıksızdır. Sokrates’in Alkibiades’in hetairaların yanında olmasına öfkelendiğini ya da bunu kıskandığını düşünmek Sokrates’i anlamak değildir. Sokrates böyle bir durumda ılımlık önerir, ve seks üzerine çok fazla zaman harcanmasını onaylamazdı. Sokrates’in kendisi hetairaların eşliğinde düzenli olarak simpozyumlarda bulunurdu.

Print Friendly
Bunlarda ilginizi çekebilir:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>